Yeşermeyecekler

Kapalı kibirli kutular

Sır küpleri

Gıdım kımıldamıyorlar

Sıkışmış kül dokulu ruhları

Yine de, ısrarla

Duvar derdindeler

Tomurcuk tanımamış gözleri

Yağmur da yağsa

Bahar da gelse

Sabitler

Bir ömür kendilerine gebe

Yaşattıklarından yaralı

Yaralarından habersiz

Kuru ve engebeli bedenleri

&

Meydan oku – işgal et döngüsünde

Hala aynı oyunda, ilk perdede

Tam da terk edildikleri yerde

Sabitler

Obur egolarını şahlandırıp

Topunuzu dize getirdik

Diye bağırarak geçiyorlar o devasa kapılardan

Afra tafra ve dostları…

Boy gösteriyorlar o heybetli kürsülerde

Kirleniyor kürsüler

Tarihin yüzüne bakamıyor utançları

İniyor ve çıkıyor

Gibi yapıyorlar o anlamsız merdivenleri

Bir hareket kalabalığıdır gidiyor

Bulanık görüntülerin yancısı

Parazit gelişigüzel sesler

Kesintisiz ve gittikçe daha gürültülü

Alkışlar, alkışlar diye inliyorlar

Dileniyorlar hatta

Algı avcısı hesapçı kafaları

Daha çok ilgi

Daha çok hayran

En önemlisi kurban

Peşindeler

EvrenLER boyun eğecek sanıyorlar

“Güçlerine”

&

Kırılasın

Gücenesin

Parçalanasın bitti

Gülesin var sadece

Aldanışlarına

Dev aynalarına sirklere yakışan

Nasıl cahil cesareti körüklü

Çabaları kelime oyunlarına

Cümle kuramayan dillerinin dolanışı

Tökezlemesi söylevlerin

Hep mi kandırmaya odaklanır insan?

Eğ, bük ve kapkaç

Çevir ki dolaplar dönsün

Algılar kısılsın kapanlara

Kaçırmıyorum sansın

Gözünü ayırmadan bakanlar

Keşfediyorum yanılgısında

Ebelenen takipçiler

&

Ne seninle

Ne sensiz

Değişecek bu tür

Neyseki bu çağın özeti değiller

Egemen değiller

Sonuç olmayacak kör hırsları

Tomurcuk nedir bilmiyorlar

Kuru kof gövdeleri

Yağmur yağsa da

Bahar da gelse

Sabitler

İşgal yetmiyor can bulmaya

Haberleri yok, bilmiyorlar

Sözlüklerinde yok yoğrulmak

Evrilmek beraber

Anlam peşinde koşmak

Soluğumuz için bir neden

Asırlardır aynı yerde

Terk edildikleri yerde

Sabitler

Gürledikçe yırtılıyor ses telleri

Tomurcuk nedir bilmiyorlar

Yeşermeyecekler…

Brüksel, Ocak 2026

Görsel: Bekir Kıraç

Leave a comment