Kırmızı Bisiklet

Benim bir suçum yoktu bu oluşumda

Hatırla, tek dize bile yazmadım bize dair

Nicedir çok pis susuyorum hatta

Hayal tutkunuyum oysa ben, anladın

Senden yana kuramıyorum işte

Cesaret eksi ben sana gelince

Hissetmediğimden de değil

Sen söyle

Aradım mı bir nasılsın için

Yolumu olsun geçirmedim yolundan

Saymaya kalkmadım

Kaç kez rüyama düştüğünü sesinin

Uyanıkken ya da değil

Kaç kez bilsen aslında

Yanıp söndü sözlerin

Serseri kıvılcım deli

Azmettirici tını

Zihnimde ve parmak uçlarımda sevdiğim

Yalanladığımdan, yok saydığımdan değil

Bu kez tamamen çekimserim

Sorumlu hiç, hiç değil

*

Kabul bazen

Bile bile lades giderim

Bodoslama dalarım aynı katı duvara

O kırmızı bisikletten defalarca düşerim

Kırmızıya ölürüm çünkü

Bisiklete de benzer nedenden

Akıllanmaz darbelerden miras morluklarım var

Bazıları da tekrar tekrar belirir

Aynı yerlerimde

Kendimden özür diler bulurum

Bazen kendimi

Hak etti çünkü

Hak ettim çoktan

Lakin bu sefer

Bu sefer bende suç yok biliyorsun

Belama soyunmadım

Belamız bile demedim hiç dikkat edersen

İteklemedim o yarı açık kapıyı

Eşikten adımımı atmadım

Bilakis çektim gittim

*

Gittim

Kalbimin muazzam kabartılı dalgalarını alıp

Sen de bir ada

Volkan gölgesinde ürkek ve bir o kadar da vahşi

Birkaç kez o baştan çıkarıcı şehir

Tutkuyla, hem nasıl sevdiğim

Ki sağ sol taradım oraları

Ben diyeyim önce Ren nehri

Sonra fırtınalı bir dağ köyü tırmandığım

En son Akdeniz’in eteği

Dün gece kavuşup

Bu sabah uyandığım

Sökerse o söker dediydim, son çare

İsterse eritir bütün olasılıkları içinde

Bitersin başlamadan

Biteriz senle ben

Biz iki Deniz bakışırken

*

Akdeniz

Sarılmadı, sarmadı desem yalan

Güneşi dolamadı boynuma desem yalan

Lakin adı üstünde Deniz

Lakin adı üstünde Derin Mavi

Kural mı tanımış

Boyun mu eğmiş

Kimden çalıp kendine yamamış bunca zaman

Dinledi dinlemesine

Anladı içimin ne çektiğini

Suçum da yok deyince bu oluşumda

Güldü çok üstüne

Sahi suça mı takıldın dedi

Suça mı takıldın sen bu oluşumda?

Kırmızıya ölürüm mü demiştin küçük kız?

Bisiklete de benzer nedenden…

Nice, Nisan 2022

Omzumu hatırlıyor musun?

O kadar sakınırım ki

Gözümden dahi seni

Gözlerinden de

Ötekilerin

Sen ürkek uyanma nolur sabahları

Tedirginlik dolanmasın adımlarına

Masumiyetin uzun yıllar sürsün isterim

Gölgesiz ışığı gülümsemenin

*

Seyrederken özgürlüğünü düşlerinin

Heyecanın yeminlerimi besler

İnan tek tek

Yok edesim gelir önündeki engelleri

Ayrık otu kadar arsız da olsalar

Umurumda değil

Asıl onlar

Benim azmimden korksunlar

Yolunu açayım ki

İlerleyesin

Sen nereye istersen

Oraya gidesin

Akasın

Azmini cesaretsiz bırakma Kızım

Seçtiğini yaşamak bedelsiz değil

*

Gitmek deyince güldün bak hınzır

Sen nasıl yapacaksın?

Der gibi baktın

Umurumda elbette Gözümün Nuru

Yakar da canımı ardından bakmak

Lakin

Eminsen, istediğinse

Koşmalısın ruhunu çağıran sese

Arkada kalanlar?

Hep olacak

Olsun, sen şimdilik görme

Gölgeni vur sırtına

İlerle

Tökezleyeceksin de bazen o yolda

Çarpacaksın en olmadık taşa, adama

Birkaç çizik

Birkaç yara

Ben ne kadar

Hem ne kadar

Çabalasam da

Ben örttükçe üstünü yüreğinin

Sen tepip açacaksın inatla

Gençsin çünkü ne yalın

İştahlısın

Kucaklaşasın var hayatla

Yaşamışlık yaşatacak diyenlerdensen

Haklısın da

Şimdi yeniden hoşgeldin ailemize

*

Yine de Kızım

Bilsen ne kadar koruyasım var seni

Ne çok hayranım her gün renklenen yüreğine

Öyle deli istiyorum ki bilsen

Topyekun yok etmek

Karşına çıkabilecek karanlığı, art niyeti

Kalp kırıklıklarından kurtarmak seni

Üstüne titremem bundan

Sorularım özeninden sevgimin

Senden ben olmanı

Hiç ama hiç

İstemedim

Esas olan senin içinin sesi

Önceliklerin

Hayalleri ruhunun

Ama söz ver

Dinleyeceksin…

*

Sen önden ilerle şimdi

Ben az geriden

Bil ki arkandayım

Ara ara, düşün soluklan

Ama hep bil ki arkandayım

Yanlış yön, yanlış karar dersen bir gün

Tereddütsüz dön

İki omuz çarpan yürek buradayım

Omuzumu hatırlıyor musun Boncuğum?

En sevdiğin şeydi çocukken

Kendini iyi tanı Kızım

İsteklerine sarıl

Seçtiğini yaşa

Aşka doy isterim

Ne zaman aklına düşersem

İki omuz çarpan yürek buradayım…

Brüksel, Ocak 2022

Sahici hayaller kurasım var bugün

Senli

Benli hayaller

Gerçeğe inat

Gerçeğe rakip

Akın akın da basıyorlar zaten isteklerim

Bildiğinden de iştahlı rüyalarım

Kavuşmaktan öte yaşamak üstüne beraber

Yeminlerimi yırtmadım sana

Sözüm hep söz

Dilimin yanığı keskin o tatlı hovardalıklardan

Acıtmıyor artık dersem inanma

Hissetmiyorum desem yalan

Yaralanmayan sobe!

&

Kabullendim mi zamanı?

Az biraz sadece

Deniyorum diyelim

Kırışıklıkları da

Anlatasım var benim sana bunları bir bir

Görüşünce …

Gözüm uzakta ama şimdi gözünden

Bilmiyorum kaç sınavdan geçti yüreğin

Son buluşmamızdan bu yana

Çağırdığında bitemiyorum ki yanında

Konuşsam duymana saatler var

Buruluyor insan işte bazen

Olamamaktan, yetememekten

Zaman hain

Dönem gönüle yük bu dönem

&

Yüreğim buruşuyor benim de işte

Diyordum ya sana geçen gün

İsyanlar çok sık bulur oldular beni

Sabah dört uyanışlarımda

Babamın bahsettiği mide suyuyla tanıştım

Hani ancak

Sarı leblebiyle durulan

Elekte sallayasım geliyor bu dünyayı

Ya da şarap şişesine tıkasım

Hak edenle hak alanı karşılaştırıp

Hiddetleniyorum gece vakti

İkindide ve sabah

Lakin benim de sana yükleyesim yok bunları

Sesini duyduğumda

Sesine sarılmak yerine

Ki ne hoş konuşmalarımız

Ne derin yazışmalarımız

Kendimi anlıyorum seni sevdikçe

&

Bugün aşık olduğum şehirdeyim

Sabah erken vardım maskeli ve uykusuz

Sağ gözümde tipsiz bir arpacık

Şehri üzgün gördü sol gözüm

Yağmurla alakası yok diyor üstelik

Birikmiş yük diyor şehir, bezginlik

Umut kırıklığı

Geçecek dedim ben ona

Salla

Salla, çünkü buluştuk bu imkansızda

Neyse ki ben varım ve hala buradayım

Neyse ki sen varsın ve bendensin

Yeni yaşıma üç var ve beraberiz

Tekrar tekrar aşık olmayı öğreten yerdeyiz

Bırak dünya bildiğini okusun

Biz de

Kalbimizin önünde kim durabilir ki?

Paris, 26 Kasım 2021

Dökülen

Hep bil ki yüreğin senin

Yolunu desen

En ışık

En sen

Çizesin istiyorum

Hani tam da en sugötürmezinden

Hissettiğin gibi şu an

Dikkat et yarın sabah demiyorum

Uyanınca demiyorum

Ayılınca demiyorum

Tam da işte şu an

Seni yirmili yaşlarında görmüşken yeniden

Sana bakan ben

O yaşlara dönmüşken sayende

İmkansızı olağana bağlayıp

Yangın da katmışsan içine

Sel de

Yırtına – ağlaya – kudura

İsyanlar ve delirmeler içinden

Buralara aktıysak birlikte

Yükseklerde öğütüp ince ince

Yine de sığdıramadıysak çekmecelere, çukurlara

Dolmuş defterleri

Artık suya saldıysak ki yelken açsınlar

Kapanmayanlardan konuşmuşsak açıkça

Kaçmadan sızıdan

Büyüye büyüye beraber

En ummadık buluşmalarda

Sevdiysen kişiyi

Ya da sadece anı

Veya fısıltısını tek bir hissin

Tılsımı çarptırdıysa yüreğini

Gölgelerden yıldıysan, hem de nasıl

Sövesin varsa çivisi çıkmışa

Diyesim var ki bırak

Bırak hepsi olacağına varsın

Sorgularını sal rüzgara

Havalanıp gelsinler

Sevdiysen kişiyi

Ya da sadece anı

Yeter

İnan yeminle yeter

Sıyrıl gerisinden

Gözünü seveyim terk et

Belki bir dönemdi diyeceksin

Belki bir an

Değer

İstersen tüm bir yaşam

Seninki

Ve ötekiler

Ben şairim sadece

Ya da falcı de istersen

Gözlerimi okşuyor ışığın, ışığınız

Beraber

Tek soluk

Kahve fincanına eğilen

Sanki… diyeceğim en fazla

Ya da umarım…

Gördüğüm

Senin de bildiğindir derinden

Ana yansıyıp

Geceye dökülen…

Paris-Brüksel-Ege, Ağustos 2021

Mucizevi

Saymaya çalıştım günleri

Sen ve benden sonra geçenleri

Koşuşup saklandı çoğu

Aramıza girdikleri için mahcup

Cesaretlerinden deli

En arsızı kendini çarptı

Yüzle, binle, çokla

Öyle de yordular ki ölçüleri

Aritmetiğin felsefeye dönesi geldi

Felsefeminse boş boş gülesi

Sonuç sebepten bağımsızım dedi

Dün Orada olduğumuz için

Değiliz işte Burada

Buradayız lakin

Her renk buradayız gölgelerimizle

Gölgelerimiz senin gözlerinde

Benim ceplerimden taşıyorlar

Yanıtının yolunu dahi bilemediğim o masum sorunda

Gölgelerimiz bizi ayıra ayıra bağlayan

Ne uzun

Ne yoğun

Ne derin

Ayrı kaldığımızı anımsatan

*

İlk kez geliyor gibiyim sana

Hiç rastlaşmamış sanki yollarımız

Malumdan önce

Hiç değmemiş sanki bakışların bakışlarıma

Tenin tenime

Hiç kavuşmamış, kavrulmamışız sanki beraber

Bu hayat ve öncekinin nüshalarında

Biz yokmuş gibi

Anlıyor musun ne acı

Biz hiç olmamış ve hiç olmayacakmışız gibi

Ne senin yaşattıklarında

Ne benim yazacaklarımda

Hiç kucaklamamışsın sanki beni

Hiç değmemiş soluğun soluğuma

Seve seve hiç yok olmamışız gibi

Anlıyor musun bu

Ne korkunç

Ne inanılmaz

Ne feci

Doğacak mıyız yeniden

Bilmiyorum

*

Yıprandın mı bensiz

Yoruldum mu

Dolduk mu

Hangimiz taştı ikimiz için de

Biriktirdiklerini fısıldayacak mısın kulağıma

Dinleyesin var mı beni

Yeniden keşfedesin gelir mi

Dokunasın ya da huysuz tedirginliğime

Dikenli ürpertisine yüreğimin

Yaralarımı gösterebilir miyim sana oldukları gibi

Bakabilir miyim seninkilere

*

Hoşgeldin diyen sesini duydum kuzey garına varırken

Trenden sıyrılıp sana attım adımımı

Soluğun soluğum oldu yeniden

Bize bastım ayağımı

Oradaydın

Hiç ayrılmamışız gibi değildi

Yalan yok

Hiç kıvranmamışız gibi değildik

Yokluğun, eksikliğin, yetinemezliğin kokusu öylece üstümüzde

Ruhun şahlanası var

Beden hala kanıyor derinden

Muazzam üşüyor içimiz

Lakin yetti

Artık örtünmek istemiyoruz

*

Hoşgeldin diyen sesini duydum kuzey garına inerken

Öyle de hoş buldum ki bilsen

İnan çok varasım vardı benim

Varasım ve bulasım bizi

Soluğum soluğuna değdi

Ne gerçek

Ne muhteşem

Ne mucizevi

Kaç yıl daha ve nasıl

Hangi yollardan bilmem

Hangi maceralardan

Doğacak mıyız yeniden bilmem

Önemli de değil inan şu an

İnan sadece varasım vardı benim bugün

Varasım ve bulasım bizi

Nefesin karşıladı nefesimi

Yaran kucak açtı yarama

Ne haldeysek

O halde kucaklaştık

Ne uzun

Ne yoğun

Ne derin

Dün Orada olduğumuz için

Değiliz işte Burada

Buradayız lakin

Ne gerçek

Ne muhteşem

Ne mucizevi

Paris-Brüksel, Temmuz 2021

Benim de

Söz veremiyoruz şimdilerde

Gördük ki her gün farklı

Anladım, çözdüm

Diyemiyoruz öyle eskisi gibi hevesle

Haftaya görüşürüz

Atlar gelirim, sen iste yeter

Hele hele

Gözlerinden öperim

Diyemiyoruz işte eskisi gibi

Nasıl diyeceğiz?

&

Esip gürleyemiyoruz şimdilerde

Oldurmak, kotarmak istesek de

Yavaşız mecburen

Eylem fakiriyiz

Yakını düşlerken uzakta

Gidesimiz varken evcil tutsak

Derin nefesleri ala vere bitkin

Şükrediyoruz yalan değil

Yetinmenin alfabesini de söktük

Sorumluluğa asılmak dersen

Denemedik mi her gün?

İnsanız ama işte sonunda

Coşmak da geliyor içimizden

Sarhoş olmak da ara da dostlarla

Basıp gitmek istemiyorum diyen var mı bilmem

Şanınca akıp da keşfetmek istemeyen?

&

En olduranlarımız bile hayli mahcup şimdi

Bir dur bakalım hali

Nasip kısmet

Şartlar çizelgesi

Akrobasisi her gün yeniden yazılan denklemlerin

Dengeler hiç bu kadar laçkalaşmamıştı sevdiğim

Elini ver elime de gidelim derdik

Ne muazzam mucizeymiş o tatlı kararlar

Ne muazzam mucizeymiş tenin özgür masumiyeti

&

Söz veremiyorum şimdilerde

Çağırırsan yarın yanındayım bile diyemiyorum sana

Seni bırak kendimden esirgedim Akdeniz’in tuzunu

Yüreğimi korumaya kalktım heveslerimden

Şükrediyorum tabii

Şükrediyorum elimizde kalanlara da elbet

Gözün göze temasına duacıyım

Soluk yıprandı yalnız maratonunda sabrın

Soluk çok feci isyanlarda

Hak etmedi de biliyorsun bu olan biteni

Hak etmedi

Bu yargısız hükmü

Bu bitmek bilmez hücre hapsini

Soluk özünü özlüyor

Başka soluğa değesi var

Benim de…

Brüksel, 1 Mayıs 2021

Yarınki Çiçek

Bilmiyorum

Yağmur yağacak mı yarın

Kısalacak mı

Yoksa alabildiğine uzayacak mı bu yol

Kaç gece daha fısıldaşacağım sabrımla?

&

Bilmiyorum

Bu katlanarak büyüyen özlem nereye eser

Ben de haliyle peşinden

Artık ağırıma giden ayrılık

Sınırların üstüme üstüme gelme hali

Hayal kurarken ürkmek

Sahi o ne ki

Ne zamandır var

Ne kadar sürer?

&

Bilmiyorum

Yemin olsun ki hiç bilmiyorum

Hafızamın tatlı sert oyunları

Bu inanılmaz hızda akışı günlerin

Aynı anda takıldık sanırken koşarak geçen zaman

Kafamın içinde gezen dalgın bulut

Ne zaman buralı oldu o gariplik

Niçin var?

&

Bilmiyorum

Yarın hangi yeni kavisle tanışacağız

Hangi kıvrım “yenilen ya da kaybol” diyecek bize

Kendimle el ele yürüyorum bir zamandır

Doğrularım kucağımda

Her sabah onlara açıyorum gözümü

Sahipleniyorum

Onlar da beni…

Sevdiklerimden hiç bu kadar emin olmamıştım

Her yeni gün çok başka bir ateşle seviyorum

Aşkla işte

Bilmiyorum kaç yaprak ömrü

Kaç adım

Kaç yudum

Kaç soluk var aramızda?

&

Bilmiyorum

Yarın ayaz basar mı

Kar iner mi yine sabaha karşı

Ne gelecekse

Gelecek

Bana sormayacak anladım

Ne gelecekse

Gelecek

Yaşayacağız, varım

Yarın ister kar

İster ayaz

Dünya bildiğini okusun, şanındandır

Ben çiçek açacağım…

Brüksel, Şubat 2021

Soluk

Kabarcık

Duygulu, saydam, enerjik 

Tik takını sorguluyor zamanın

Sudan geldiği sır değil 

Akışlarsa ezberi

Sabrı?

Ona sonra rastlamış

Sabrı yolda tanımış

                   *

Bildi bileli çağırmış onu uzaklar

Hayal etmiş

Kuzeyi, yukarıyı, yüzeyi

Oradan bakılınca görüleni, hissedileni

Kabarcık

Kıpır kıpır, hevesli

Gözünü karartıp bir gün

Çıkıvermiş yola

Önce yürek

Onca cesaret

Gün gelmiş

Bildikleri yük

Bilmedikleri işaret

                   *

Kabarcık

Kırılgan ve korkusuz

Tik takını ezberlemiş zamanın

Başına değil de bu serüvenin 

Sonuna da değil aslında

Şimdisine vurulmuş en çok 

Tam da şu anın içinde varken bizler

Kim neyi ne kadar yaşıyor

Hangi “gel-git”lerden geçiyor bedenler

Ruhlar hangi “unut-gizle”lerden…

Şu gözlerden bu yüreğe misal 

Ne akıyor kendiliğinden

Neler duruyor öylece kaskatı

Dünyanın kendi değişirken

Fısıltılar 

Haykırış

Ve sessizlik 

Sahi

Aynı andan nasıl doğuyor 

Aynı an

Bunca rengi nasıl nereye sığdırıyor?

                   *

Kabarcık

Saydam, saygılı

Kurcalamak ne haddime de diyor

Su kapamaya hevesli işte besbelli

Sözün üstünü örtmeye çalıştığı yaraları

Kaçan bakışın küskün mirasını

Perde arkasında unutulanı

Gölgede kalanı

Yeraltına inmek duyguların

Körkütük sevenin de 

Tövbe umurunda olmayanın da

Çilesini, çakısını, çıkınını…

Kanıtlamak istiyor sanki kabarcık dünyaya

Gözden gizlenenin yok olmadığını

İnadına

Direndikçe yittiğini “ben”lerin

Zamanın “biz”siz geçtiğini

                   *

Kabarcık

Kıpır kıpır, hevesli

Yolculuğu yük değil omuzlarında

Tik takını kundaklamış zamanın

Koynunda avutuyor

Batıyı doğuya katlıyor özenle

Hangi taraf üstte hiç umurunda değil

Yenişmek başka yaşamlarda kaldı

Yüzeye yaklaşırken hatırda değil

Hafiflik esas şimdi

Kendinle gelebilmenin hafifliği

En derin nefes

Ruh kavuşması

Nihayet

                   *

Kabarcık

Kaşif, tutkulu, deli

Kabarcık bildiğin Deniz

Dedim mi

Demedim mi

Sudan geldiğim sır değil 

Uzaklar çağırdı gittim

Sorgusuz sevdiğim doğrudur soluğu

Hatta doğru en çok onu sevdim

Düşledim durdum, o da yalan değil

Kuzeyi, öteyi, yüzeyi

Yolculuğum hiç yük olmadı omuzlarıma

Bazen bir an

Öylesine çoktu

Sorularım genç kaldı

Heveslerim biraz ergen

Sudan geldiğim sır değil

Akmak düşkünü olsam da 

Sabırdan öğrendim

Sorgusuz sevdiğim doğrudur soluğu

Peşinden gittiğim de doğrudur

Yitmesin diye “ben”ler

“Biz”siz geçmesin diye zaman

Ne pahasına olursa olsun…

Brüksel, Aralık 2020

Yaş dediğin

Az biraz tarih tabii
Bir miktar aritmetik
Çokça aşk benim için
Her gün ölümüne hayal kurmaya
Cesaret edebilme deliliği
Olasılıklar tufanı
Depremi imkansızın
Bir ışık taşımak o kuytuya
Bir gölgeyi kendi haline bırakma inceliği
Şimdi itmek
Şurada burkmak, kanırtmak icabında
Kanatmak yeri geldiğinde
Bile bile
Karşılamak en özleneni
Yaşamı tanımlayan kavuşmalar dolusu
Ve onların şanına, şerefine
Karşılamak
En ürküteni
Hücrelerin gri siyah sarsılırken gümbür gümbür
Çünkü? dersen
Çünkü böyle
Benim bittiğim yerde
Sen başlıyorsun da ondan
Tam da o yüzden
Bitmiyoruz ya biz
Bitmiyor iyi ki bu macera…
Yaş dediğin biraz da o yüzden
Coğrafya az buçuk
Üzüm bağları
Tek tek sevdiğim
Birbirinden okyanuslarca uzak ülkelerde
Yaş dediğin yol
Trenler, uçaklar ve gemilerde
Adımlar çocuk ve çekingen
Adımlar güvenli ve genç
Hatta dörtnala bildin mi söyle?
Hani gönüldeyse (anladın) o an kumanda
İncirler dolusu bal tattıysan bildin zaten
Kıpır kıpır bir gelecek sözüne kandıysan
Yeşil limon kabuğu
Üfledi mi söyle inceden ensene?
Göz kırptılar mı sana kirazlar
Tek, çift
Sarı ve kırmızı
Ağaçtan henüz inmeden bakıştınız mi?
Yaş dediğin
İşittiklerim
Söylediklerimden eleyip duydukların
Uç uca eklediklerim
Hiç bilmediklerin
Bir an içinde görüp aydığım gerçek
Bir ömür boynumda taşıyıp
Bir anda kesip attığım yük
Dediklerim tekrar tekrar
Sana, size, en çok da bana
Yaşam dediğin
Biraz özlem
Biraz ilham
Taş taş üstüne koyma telaşı
Çokça yenilenmek
İster istemez
Uzanmak
Erişmek
Dokunmak mümkünse
Başka ruhlara
Dokunmak mümkünse
En derinine…  

 

Brüksel, Kasım 2020

Gökyüzüne neleri sığdırmadık ki?

Senin dediğin olsun hadi bu sabah

Bu sabah inadına bir delilik yapalım

Açar açmaz bulutlara salma gözlerini de kaçalım

Al onları yanına şimdi

Al bir heves çıkalım

Güzel yapraklı diri ağaçlara bakalım birlikte

Ne kadar da çoklar diyelim

Nasıl görkemli nasıl da ayaktalar!

Yaprakları desen

Solmaktan çok olmayı çağrıştırır

Yaprakları yaşamışlık

Yaprakları kor…

*

Sonbaharın yazgısı hüzün olmasın

Öyle yazdıysalar da biz bugün bozalım

İkimiz görsek kafi üstelik

İkimiz hemen şimdi

Yaprak dediğin örneğin

Dökülürken de uçar

Yerle kavuşur evet bir gün uçurtmalar

Ama neresi kaza bunun

Neresi enkaz?

Yaprak dediğin düşmez ki hiç

Kelebek misali konar…

*

Gölgeleri çıkar bu sabah bakışlarından

Ben benimkileri attım

Kavuşamamak kaybetmek değil

Attığımda anladım

Misal dün gece

Sen buralara çok yakın bir yerlerden geçtin

Kalıbımı basarım ki doğru

Fısıldasan duyardım üstelik

Fısıldasan diyorum bak

İşitirdim seni

Tek ses senmişsin gibi

Hele de çırpıntıdaysa yüreğin…

*

Hadi benim dediğim olsun bu güz

Dakikasında bir delilik yapalım

Sonbahara söyle, serbest bıraksın hüznü

O da artık biraz kendini yaşasın

Yapraklarla dökülüşü eşleştirme sen de

Düşüşle kaybı

Rüzgarı ürpertiye bağlama hemen

Ağaç dalları

Çıplak kalsalar da titremesin, mümkün

Bulutlar geçerken uğramış olsunlar

Az duracaklarsa da yerimiz var

Gökyüzüne neleri sığdırmadık ki?

Kökün sağlamsa kanatlanırsın

Uçmayı tattıysan

Kolayla yerle bir edemezler seni

Ruhun bilir

Ruhun seçer ne göreceğini

Yapraklar bir şölen bu sonbaharda

Yapraklar konfeti

Kızıl

Pembe

Sarı

Yapraklar meydan okuyan

Yapraklar ışık

Yol gösteren kaybolmuşlara

Sanırsın gökte yıldızlar

Brüksel, Ekim 2020