Serseri Taşlar Cenneti

IMG_2718
Bir deli

Bir taş

Kuyu derin

Yüreğim aş

Tırnakları delinin

Uzun, keskin

Aklım salim

Kelepçesiz

Taktikleri delinin

Bayat

Basit

Ve değil hiç benlik

Taşı desen

Ölçmemiş

Biçmemiş

Kavradığıyla denemiş

Ya tutarsa derdi

Ya tutarsa hesabı

Hayatı kazanç

Hayatı yontmak

Hesabı çiğ

Küpü kocaman

Küpü hep aç

Gözü çok aç

İştahı görgüsüz…

 

Bir deli

Bir taş

Kuyu derin

Yüreğim aş

Deliye cevabım çok

Kamçılanan vicdanın

Dilinin ayarı yok

Bedenim yorgun

Kıvranası yok

Ruhum ölçütün değil

Savaşları bitirmiş

Yarışlardan geçmiş

Sen hele bir beri dur

Bulaşası hiç yok…

 

 

Bir deli

Bir taş

Kuyu derin

Sanıyor

Yüreğim aş

Yüreğim deniz oysa

Yüreğim senin bilmediğin derinlik

Rüyanda görmediğin mavi

Bilmediğin özgürlük

Ölçmeyen çokluk

Yüreğim

Talan etmeyen varlık

Saygılı hakimiyet

El verip gidenlerin onuru…

 

Taşını at da git

Uzaklara git

Bu kuyu ne deliler gördü

Yüreğim

Çok aç doyurdu

Kalkansız da olsa

Bildiğini savundu

Yüreğim deniz

Tuzu sahici

Yüreğim bilmediğin derinlik

Sevdikleri hafızasında gizli

Yüreğim

Rüyanda görmediğin mavi

Ferahlık, ilk aşk gibi

Yüreğim

Serseri taşlar cenneti…

 

Fethiye, Haziran 2015

Ölesiye Güzeller…

image

Güneş battı

Kimseye sormadan

Deniz sustu

Çırpınmıyor

Cırcır böcekleri önde

Caz arkada

Gün bittiğini

Kabulleniyor…

 

Nemli havlular

Ürperdiler apansız

Onlar ki

Rastgele ellerce

Şezlonglara ekilmiş

Hafızasız olmayı diliyorlar.

Şezlonglar deseniz

Yük yorgunu

Malum bir değil, çok beden

Üstlerinde dinlenen

Arka arkaya ve gün boyu…

İnsan eti ağır derler

Onu taşıyan bilir

Ya da

Taşıyamadığından çöken…

İzleyen anladım sanır

Ölesiye yanılır

Mümkünü yok!

Anlamaz

Bu meret bakarak

Tartılmaz…

 

Gece sorgularına girişmedi henüz

Çocuklar cıvıltıda

Önce yemek diyor anneler

Sonra rüyalar

Çocuklarınki

Özenilesi rüyalar

İzleyen taklit ederim sanır

Mümkünü yok

Yapamaz

O saflık bakarak

Aşılanmaz…

 

Denizin bir diyeceği var

Cırcır böceklerinin insafında

Rüzgar sevdiğine gitti

Esesi yok buralarda

Gözlerim geçmişle boşandı

Bitti o zaman neydi

Bu zaman nice kıyasları

Gözlerim bugün defalarca

Tuzlu suyla yıkandı

Açıldı, kapandı

Açıldı, kapandı…

Suyu gördü

Suya anlattı

Eskiyi dürdü, kaldırdı

Cırcır böceğini aldı yanına

Gündüzün geceye kavuştuğu kızıllığı

Kıpırtısını denizin

Çok açık mavi

Ürkek bir yıldız takıldı

Palmiyenin dalına

Bir mum yandı

Alevi bocaladı önce

Sonra cırcır böceklerini aldı yanına

Ve açık mavisini denizin

Sana rağmen bende kalanı

Koydu bohçasına

Gittiler

O zamanlar bitti

Kabullenelim…

Bu zamanlar

Ölesiye güzeller…

 

Fethiye, Haziran 2015

Aşık olunası 

 IMG_2684

Bulutlu havaları

Sevdiğini söyledi…

Güneş,

O çok sevdiği güneş,

Canını acıtıyormuş artık…

Gözlerini aradım

Hüzünlü değildiler

Derinleşmemişti

Yüzünün çizgileri…

Önceden tanımamışsan onu

Bayılırdın hatta

Kendini ciddiye almayan hali

Çekerdi seni

Sesinin coşkusu,

Hayat enerjisi…

Gözlemleriyle sarsılır

Yorumlarında duralardın

Daha ne olsun derdin

Deli misin?

Daha ne olsun derdin

Gideni görmediğin için…

 

Bulutlu havaları

Sevdiğini söyledi…

Güneş,

O çok sevdiği güneş

Canını acıtıyormuş artık

Yanmaktan bezdim dedi

Delirse, ölse

Korunmayı seçmeyenlerdendi

Ya hep ya hiççi

Aşk basınca şükredip

Temkine hep yol verdi…

 

Korktum gözümü alanlardan

Dedi

Aydınlık adına gelenler

Deldi deşti

Duyularımı yordular

Hep birlikte yürürüz sandım ben

Oysa onlar erken yoruldular

Onlar toparlandı gitti

Ben kaldım

Alkışlanan ve acınılası

Yaz günü

Güneşin koynunda kaldım

Kızarmış bir meydanda

Çıplak ayak…

 

Bulutlu havaları

Sevdiğini söyledi…

Güneş,

O çok sevdiği güneş

Canını acıtıyormuş artık

Hüzün yoktu gözlerinde

Aklı hep bildiğimden çevik

Yürümek iyi geliyor dedi

Sokaklar malum

Bazen film

Bazen şiir…

Yeşilin tonları

Tiyatro girişlerinde çalan çanlar

Ve annelerini peşlerinden koşturan çocuklar

İyi geliyor

Bir kitaba sarılmak bir bankta

Bir sokak sergisinde

Hintli bir düşünürle tanışmak

Seni düşünmeden

Seni anımsamak

İyi geliyor

İçinden su geçen şehirlerde

Köprüleri arşınlamak

Tanımadığım biriyle selamlaşmak

İnsanlığımızın anlık dokunuşu

Umudu besleyen

Kırılgan sandığım umut

Yeniden filizlenen

Bulutlu havalarda yeşeren

Yorgun umut

Aşık olunası

Ve saygıdeğer…

Paris, Haziran 2015

Bir bildiği var o şehrin…

IMG_2645

Soğuk dediler

Mesafeli dediler

Bu mevsimde güneş

Dörtte doğar dediler

Gece çek perdeleri

Geceyarısında dahi;

İnanmazsın

Gök mavi

Gök aydınlık dediler…

 

Rüzgarı soğuk

Denizi Baltık

İnsanı Akdeniz’i bilmez dediler

Atkını tak, şemsiyeni taşı

Arada göz kırpan güneşe

Aldanma sakın dediler…

 

Üşüyorum doğru yaz günü

Fakat sırtım pek

Sarılıp öpen yok doğru

Fakat hissettiğim incelik gerçek

Bu deniz biliyorum başka deniz

Ama samimiyeti Ege

Fısıltısı Karadeniz…

Oyunsuz bu insanlar

Hararet yaymıyorlar belki

Haşmet deseniz, ölçülü

İyi niyet diz boyu oysa

Saygı öncelik…

 

Bu yeşillik bilmediğim

Bu parklar sahici

Gösterişi tavanarasında bırakmışlar

Neysen o söylemi

Maskeni bırak da gel

Gücün varsa göster

Yoksa da bizdensin…

 

Bu sonsuz gündüzlerin

Bir anlamı olmalı

Yeniden başlatmak adına…

Akşam yemekleri sonra

Aydınlıkta sonlanan

İster gidin yatın

İster her şeyi yeniden yazın!

Gerilmeyelim

Savaşmayalım

Siz şu seramik çanağa bakın

Sessizce

Ben limanda iki gezeleyeyim

Şaşırmayın, şüphelenmeyin

Aydınlığı sabahın

Sandığınız kadar uzak değil…

 

Zorlama Deniz dedi şehir

Deşme, kasma

Kılı kırk yarma

Nasılsa

Olacağına varacak…

İçindekine bak şu an

O da sana bakacak

Salla gitsin kalbini kemireni

Uğurla selametle

Senden ırağı dileyeni

Yapışma

Yalvarma

Küçültme kendini

Bırak gitsinler…

Bereketleriyle gelecekler yenileri

Sen çağırmadan gelecekler

Kendiliğinden

Ve hep hayal ettiğinden de iyi…

IMG_2667

O arada sabret

Sabret, hepsi bu

Belki bir gün

Belki seneler

Sabret gözlerinde ışık

Soluklan şu yeşil bankta

Daya sırtını yamaca

Kabullen;

Dünya sana rağmen var

Ve bildiğini okuyacak…

 

Fakat şu çocuk az önce

Koşup sarıldı ya bacaklarına

O keşmekeş meydanda

Yüzlerce beden arasında

Senin bacaklarına

Bir bildiği var o çocuğun,

Şüphe etme, şaşırma…

 

Şehir yeşilini açtı ya ruhunun sana

Buyur etti ya taze balığa

Ayazında denedi ya iradeni

Öptü ya alnından sonra

Masmavi bir gökle uğurlarken seni…

Bir bildiği var o şehrin, şaşırma

Sen gülümsemeni düşürme yolda

Üşüse de çıplak ayak gezsin

Söyle o afacan kıza

Korkmasın, saklanmasın

Sen de inan, şaşırma

Bir bildiği var o şehrin

Aydınlığı sabahın

Sandığın kadar uzak değil…

 

Helsinki, Haziran 2015

 

 

Akdeniz terk etsin beni bugün!

akdenizterk

Yabancı şehir,

Aç kapılarını

Dilini bilmediğim dostlar,

İzin verin tanışalım

Bilmece sokaklar,

İdare edin yalvarırım;

Bırakın aranıza karışayım…

 

Siz sarın her yanımı

Ben un ufak olayım

Görünmeyeyim, duyulmayayım

Çağrılardan uzak

Kendimde kalayım…

İtilmeyeyim, kakılmayayım

Siz sarın her yanımı, kuşatın

Bugün olsun her zaman

Buğulansın hafızam

Yıpransın anılarım

Yaban ellerde kendimi

Evimde sanayım…

 

Düzeninizi bozmam söz;

Ahenginiz önceliğim,

Ahengimiz istediğim!

Eleştirmem, endişelenmeyin

Yaz başı esintilerinizi

Bu ne ayaz diye sormam

Haziran gelirken

Bu ne deli yağmur demem söz

İkliminiz kabulüm

Başımın üstünde adetleriniz

Neyse o, sorgulamam

Eşiği aştığımla

Bendensiniz…

 

İlişirim bir köşeye şimdi

Tutarım nefesimi

Tek söz etmem

Sularınızı bulandırmam hiç

Kuşkular katmam mayanıza

Ahenginiz önceliğim,

Ahengimiz istediğim!

Ricacıyım;

Yokmuşum gibi yapın topunuz

Unutun, unutturun kimliğimi

Varlığınız ki umut göçebe ruhuma

Varlığınız ki aşım, ekmeğim…

 

İzin verin

Renklerinize banayım

Yeniden ve dalga dalga

Dehlizlerinizde kaybolayım

Ürpereyim şöyle adamakıllı

Üşüyeyim, donayım…

Akdeniz gelmesin aklıma

Adını anmayayım

Akdeniz terk etsin beni bugün

Kuzeye tutunayım

Korkularım geride kalsın…

 

Görünmeyeyim, duyulmayayım

Çağrılardan uzak kalayım

Aşk düşsün yakamdan, yetti!

Vefa vursun çiftesini;

İtileyim, kakılayım…

Siz sarın her yanımı yeter

Bilinmeyenlerle gelin

Kıskıvrak esir alın güzellikle

Soluğumu kesin, kuşatın

Kuşatın ki

Yeniden umutlanayım

Kesin ki, tomurcuklanayım

Ben yaban ellerde kendimi

Evimde, güvende sanayım…

 

Brüksel, Haziran 2015