Gökyüzüne neleri sığdırmadık ki?

Senin dediğin olsun hadi bu sabah

Bu sabah inadına bir delilik yapalım

Açar açmaz bulutlara salma gözlerini de kaçalım

Al onları yanına şimdi

Al bir heves çıkalım

Güzel yapraklı diri ağaçlara bakalım birlikte

Ne kadar da çoklar diyelim

Nasıl görkemli nasıl da ayaktalar!

Yaprakları desen

Solmaktan çok olmayı çağrıştırır

Yaprakları yaşamışlık

Yaprakları kor…

*

Sonbaharın yazgısı hüzün olmasın

Öyle yazdıysalar da biz bugün bozalım

İkimiz görsek kafi üstelik

İkimiz hemen şimdi

Yaprak dediğin örneğin

Dökülürken de uçar

Yerle kavuşur evet bir gün uçurtmalar

Ama neresi kaza bunun

Neresi enkaz?

Yaprak dediğin düşmez ki hiç

Kelebek misali konar…

*

Gölgeleri çıkar bu sabah bakışlarından

Ben benimkileri attım

Kavuşamamak kaybetmek değil

Attığımda anladım

Misal dün gece

Sen buralara çok yakın bir yerlerden geçtin

Kalıbımı basarım ki doğru

Fısıldasan duyardım üstelik

Fısıldasan diyorum bak

İşitirdim seni

Tek ses senmişsin gibi

Hele de çırpıntıdaysa yüreğin…

*

Hadi benim dediğim olsun bu güz

Dakikasında bir delilik yapalım

Sonbahara söyle, serbest bıraksın hüznü

O da artık biraz kendini yaşasın

Yapraklarla dökülüşü eşleştirme sen de

Düşüşle kaybı

Rüzgarı ürpertiye bağlama hemen

Ağaç dalları

Çıplak kalsalar da titremesin, mümkün

Bulutlar geçerken uğramış olsunlar

Az duracaklarsa da yerimiz var

Gökyüzüne neleri sığdırmadık ki?

Kökün sağlamsa kanatlanırsın

Uçmayı tattıysan

Kolayla yerle bir edemezler seni

Ruhun bilir

Ruhun seçer ne göreceğini

Yapraklar bir şölen bu sonbaharda

Yapraklar konfeti

Kızıl

Pembe

Sarı

Yapraklar meydan okuyan

Yapraklar ışık

Yol gösteren kaybolmuşlara

Sanırsın gökte yıldızlar

Brüksel, Ekim 2020

Yüzüyoruz

Biliyorum sen pek azla çok yapansın

Bin düşünüp bir akıtan

En derinden

Hatta bazen

En yakınına bile sezdirmeden

Büyük harflerle hissedensin

Özümseyen

Damla damla

İfade eden

Sihir gibi

Dokunduransın en ummadık anda…

*

Ben çok sözcüklüydüm hep bilirsin

Sen harika dinleyen

Ben bildiğin deli

Sen bilmediğimiz

İkimizin de okuyasi vardı hep

Sen gitar tellerine yöneldin

Ben yazıp çizerken

Sen koştun topla ya da topsuz

Ben deştim nedenli nedensiz

Yüzdük sonra

Kilometrelerce yüzdük bütün denizlerde

Yüreklerimiz bildi sırrını kulaçların

Soluk aldılar beraber…

*

Annemin anısını sofrana taşımıştın bir akşam

Şiirsel

Babamın emaneti oğlunda şimdi

Yılbaşını öne aldık geçen sene beraber

Zamanıydı elbet

Fransız’ın peynirini eritiverdik yeri gelince terasta

Arzu Tramvayı bile dekorunu bize sorduydu hatırla

Ve biliyorsun

Notre Dame yanmadan önce

Topladı hepimizi yamacında

Köprünün üstünde ve her yaştaydık

O resim çekilip saklandığında…

*

Mektuplarımı sana yazmak ne keyif dostum

On sekizimdeyken de aşık

Şu anda da inan

Biliyorsun sen zaten

Aklım başımdan nicedir epeyce ayrık

Romanlarda sana rastlamak tesadüf değildi elbet

Turp görünce ağlamaklı olmak da

Roka sokağının

Bastille operasınına dolanıp

Seni çağrıştırmasına bayılıyorum

Demişimdir de yenileyeyim yeri gelmişken

Cohen’in Kanye ile hemfikir duruşu sonra

Sen mevzu bahis olduğunda

Şaşan varsa İdil Hanım’a yolluyorum…

*

Bu akşam buradayım malum

Enleme boylama sorarsan evet

Tam da burada

Senden bir saat dilimi uzaktayım diyecekler

Çokça oradayım oysa şu an dostum

Hıçkırık filan bulaştırmayacağım da

Yaşadıklarımızın gücüyle işte

Oradayım gümbür gümbür

Duymalısın

Duydum de lütfen

Hissetmediysen de inat ben

Kalıcıyım

Yarın da yanındayım bilesin

Cumartesi de

On sene sonra Pazartesi de

Sen anladın işte

Kurtuluşun yok diyorum bizden

Beraberiz

Su Selimiye rengi

Bildin mi?

Bildim de

Bir akşamüstündeyiz

Kimsenin tek sözü kalmamış söyleyecek

Cohen ölümsüzlüğünü ilan etmiş

Parmakların gitarın telinde

Bir şiir yazasım var

Bütün yaşlar bizim dostum

Yüzüyoruz…

Brüksel, Ekim 2020