Bazen olduğu gibi

Herhangi bir çarşamba var aklımda
Adı akılda kalmamış bir sokakta
Kaldırıma atılmış yuvarlak küçük bir masadayız
İki sırdaş taburenin üstünde bedenlerimiz
Rastlantısal bir kavuşmanın sarhoşluğunda
Sokulmuş birbirine yüreklerimiz

Saçım dağınık ve muazzam elektrikli o gün
Senin gözlerinde kırılgan kıvılcımlar
Temmuz sıcağının Mayıs borcunu ödeyesi tutmuş
Öyle baştan çıkarıcı bir esinti
Olma ve orada kalma anı işte
Bir soluk, bir parantez, gönüllü bir mola
İhtiyacım varmış da demiyorsun ya
Anlatasın gelmiş be Küçüğüm

Adı unutulmuş bir sokakta
Kaldırımda yan yanayız
Karşı çiçekçinin vitrine takılmış niyeyse gözlerimiz
Sesin en içime konuşuyor
Sözcüklerinde kendine sürprizler
Çocuklu bir aile geçti önümüzden az önce
Sarmaş dolaş bir çift de peşlerinden
Ama belli kadın gidici, adamı yakında terk edecek
Nasıl anladın deme şimdi, o kısım uzun hikaye…
Biri sardunyaları suluyor ikinci kat balkonunda
Dal çıtırtısını duydun mu bak şu an
Duymadıysan da dert etme
Belki senin yolun başka
Belki henüz zamanı değil

Adı akılda kalmamış o sokakta
Kırmızı taburelerdeyiz
Akşamüstünü uğurladık az önce beraber
Ne zaman battı güneş
Tişörtünü lekeledin bir damla şarapla
Uçar kuruyunca dedik gamsız gülerken
Bir arkadaşından bahsettin ilk kez
Başta lafın gelişi
Sonra derinden derinden

Adı tam da şimdi aklıma düşen o sokakta
Kaldırımdaki orta masadayız
Yetişecek bir yerimiz vardıysa da unuttuk
Masal gibi geliyor da şimdi
Hatırla, o zaman
Dokunmanın serbest olduğu evrendeyiz
Ekmeği bölüşürken irkilmiyor içimiz
Omzun omzuma sürtünüyor bazen
Hayalleri ve korkuları paylaşıyoruz
İkisi de meğer ne çokmuş…

Ertesi sabah bir trene binip
Benim şehrime gideceğiz
Ya senin kadar sevmezsem orayı
Diyorsun
Kırılır mısın bana?
O nasıl soru öyle
Her yürek istediğini sevmekte özgür
Peki ya sen diyorsun hemen atak
Ya onu bırak da Küçüğüm
Bir resim mi çeksek biz
Şu an görüyorsun nasıl pür keyif
Havalı bir manşet de atalım üstüne:
Bazen olduğu gibi
Anlayan anlasın
Anlamayanın yolu başka
Biz baktıkça ama söz ver
Biz baktıkça burada kalalım…

baen oldugu gibi.

Brüksel, Mayıs 2020

İncelikler Büyücüsü

Bu ara

Hemen her gün değilse de

Sıklıkla

Anları resmedip

Yolluyorsun bana

Gözbebeklerine sızıp

Seninle bir soluk

Bakıyorum o an dünyaya

Ne mesafe kalıyor aramızda

Ne sınır

Uçaklar yeniden kanatlanıyor

Kapılar açık

incelikler1

 

Erguvanları getiriyorsun eşiğimden içeri

Galata’nın sırlarına çağırıyorsun yeniden beni

Ayrı ayrı keşfedip de

Tane tane paylaştığımız adreslerdesin

O saklı terasta ilk tanıştığımız akşamüstünde bekliyorsun beni

Yüksek taburelerdeki ilk merhabamız

Otuz beş dakikayı son hız yakıp

Geceyi basan sohbet

Gümbür gümbür kelimelerimiz

Anılarımla paslaşan düşüncelerin

Bayramı, şenliği yüreğin

Kendinden olanı bağrına basarken

incelikler3

 

Anlarını

Resmedip yolluyorsun ya bu ara

Bakmaya doyamıyorum inan karelerine

Ne keyifli bilsen bu keşif

Sırf düşüncesi mesela

Nerede durup neyi gördüğünün

Neden onu gördüğünün

Hangi ışık çekti ilgini ve niye

Niçin o kare bugünün seçili simgesi

Ne kadar sen dolu o resimler

Algına takılanlar

Kaçmasına müsade etmediklerin

Ne kadar muazzam o gösterdiklerin

Kendi başlarına güzeller zaten

Üstüne şahitleri güzel

 

incelikler2

Ve hep bir duyguma dokunuyor o yakaladığın anlar

Ben de olsam bakardım diyorum

Hatta bu anın çağrıştırdığına benzer bir…

Nasıl desem

Daha bu sabah düşünmüştüm

Tam da bu tonlarda bir yerdeydi yüreğim

O yüzden işte bu kadar yakın

Rüyamı da

Sorgularımızı da katmışsın ya içine

Seni gidi

Akıl cambazım benim

Seni gidi

İncelikler büyücüsü

Ne mutlu yalnız değilim bu derinlikte

Benden cüretkâr sen varsın

Tüpsüz dalan deli…

 

Brüksel, Mayıs 2020

 

 

Sen bas sel misali buraları

Öyle sarılasım var ki
Sana
Zaten oldum olası…biliyorsun
Daha bu sabah da konuştuk ya
Delik deşik biraz
Ondan bundan
Uzansam değebilirdim sanki özenilesi merhametine
Kırılganlığını desen
Kendi yüreğimden biliyorum
Uykunu bölen kaygılar tanıdık bana
İkilemlerin
Ne çok zamandır iç cebimde geziyor benimle
Rüyalarıma katık
Seni isyanlara sürükleyen O sonra
Hani ömürler dolusu kapıldığın
Kendine rağmen
Kendinin de çözemediği bir nedenden
Ya da bile isteye de
Ne fark edecekse
Ah o anlattığın var ya
Başkasına desen hani
Üçüncü heceden sekecek olan
O dediğin
Ezberimdeki şiir benim, yazgım, yazdığım

laleler)

Bir de üstüne
Laleleri yollamışsın öylesine masumane
İyice doldun içime bak renk renk
Mayıs’tan önce sen yerleştin takvime
Hakkın da ne diyeyim
Kendine dalışın yeter be Delilik
Nasıl pür Cesaret
Ürksen de sahiplendiğin sorguların yeter
Seni de
Beni de
Büyüten
Köpürmelerin beklenmedik anda
Geri çekilmelerin uysal
Gitmelerin bir boy
Dünyanın öbür ucundan dönmelerin
Kafa tuta tuta kabuslarına evrenin
Deşen, arıtan ve avutansın
Atarken de
Anarken de
Yüreksin
Koskocaman ve mucizevi

Bak gördün mü
Şiir oldun yine emeksiz
Yüreğin anlatmayı seçtiyse yüreğime
Bir bildiği var
Ve belki de ondan
Bu denli içime işliyor söylediklerin
Mesafeleri buruşturup atasım var bu akşam
Maskeleri de özenle yırtıyorum şuracıkta
Bir deli yağmur insin istiyorum ardından
Yalasın-yıkasın-uğurlasın bu kiri
Bu birikmiş çamurunu içimizin eli değmişken
Aramıza giren ne varsa haddini bilsin gayrı
Ve çekilsin sahneden
Sen bas sel misali buraları
Ansızın ve yoğun
Mayıs’tan önce sen yerleş takvime
Yaza da kal, güze de
Pür Cesaret diren
Pür Delillik
Sen bas sel misali buraları
Sarılalım…

Mayıs, Brüksel 2020