Şehir

Ne hissedersin

Havaya uçarsa yürüdüğün yol

Denize karışırsa 

Günün birinde…

Beklenmedik 

Güncelin olursa

Ezberin geçersiz 

Kabusun her sabah yatağına doğarsa…

         *

Ne hissedersin

Yolculuklar deneyime değil

Korkuya gebeyse bundan böyle 

Keşif tehdit altındaysa

Havaalanları tuzak

Sahiller kundaksa

Bayramlar av yeri

Ezberin geçersiz 

Gündeliğin kurak…

         *

Ne hissedersin 

Bir sabah saat dörtte

Tam da bir uçağa binip

Sıcağa uçacakken

Yok edildiğini duyduğunda

Bildiklerinin 

Bir sahili kor bastığını haber aldığında

Avuçlarının yangını

Beynini 

Yüreğini

Kavurduğunda…

         *

Ne hissedersin 

Kumuna yatıp

Göğüne baktığın

Balığını tadıp 

Hayaller kurduğun şehir

Hani 

Akdeniz’e bandığı için seni

Sırılsıklam sevdiğin 

Baharını

Yazını

Kışını 

Kendinin bildiğin 

Tepelerine tırmanıp

Kıyılarında estiğin

Öksüzse bugün

Kanlara bulanmışsa

Maviyi sevesi yoksa…

         *

Ne hissedersin 

Saatlerce ötede

Akdeniz güneşinde 

Şimdilik dertsiz 

Belki sırasını bekleyen

Kardeş bir şehirde

Utanarak soluduğunda…

         *

Milano, Temmuz 2016

Park

Küçükken

Bildiğim parkların

Sararmış

Çimleri vardı;

Yer yer kel

Serseri

Çekirdek kabuklarına

Yataklık eden

Bildiğim parkların

Siyasi heykelleri vardı

Ustası kayıp

Sahibini yabancı bilen

 

*

 

Aşınmış tahta bankları

Bekçi düdüğünü, kuralları

Bir heves ekilip

Bir gaflet unutulanı

Görmüştü gözlerim

Terk edilmişliğini

Susuz havuzların

Çaresizliğini

Akası varken

Susturulan çeşmelerin

Yalnızlığını…

 

*

 

Çerçeveyi üç öğün,

Yasağı daha sık

Koymuşlardı önüme

Herkes gibi ol

Sorgulama

Bildik yoldan git

İş çıkarma

Liderini takip et

Çizgiden sapma…

 

*

 

Yıllar önce

İlk geldiğimde

Bu parka

Kendimi gezdirip

Büyütüyordum

Yabancı sokaklarda

Gördükçe ererim deyip

Yürüyordum iştahla

Yıl dört mevsimdi

O zaman

Temmuzlar sıcak

Hayat şiirseldi

Ölüm sıralı…

*

 

Yıllar önce

İlk geldiğimde

Bu parka

Kuşatmasıyla beni dört yandan

Soluğumu kesmişti görkem

Görgüsü tanıştığım

Özeni

Zevki

Biliyor, doğuştan biliyor

Körkütük tutulduğumun şehri

Bir göz şenliği ki sorma

Ruhun yeni yetme bir kalp misali

Gümbür gümbür atıyor…

 

*

 

Yıllar önce

Geldiğimde bu parka

Yabancımdı yaz ayazı

Güneşli havalarda açılır sanırdım

Parkların bahtı

Sıcak basınca yenir dondurma

Kırılgandır çocuklar

Şifayı kaparlar

En ummadık rüzgarda

Haritasız kaybolur insan

Hele de tek başına yola koyulduğunda…

 

*

 

Bu kaçıncı gezinti bilmem

Bu dost parkın kucağında

Alıp veremediğim kalmadı artık

Yağışlı yazlarla

Kader birliği yaptık

Sır tutamayan gökle, ayla

Islanmakla yok olmuyor insan

Kurumaktan ölüyor, o ayrı…

Hayat nihayet

Sebep ve sonucun aşkı

Yeşilin albenisi

Suyun sabrı

Yol doğru yolsa

Soluk safi

İster tek yürü

İster kalabalıkla…

 

*

 

Yıllar önce

İlk geldiğimde

Bu parka

Yıl dört mevsimdi

Temmuzlar sıcak

Hayat şiirseldi

Ölüm sıralı…

 

Kendimi gezdirip

Büyütüyorum hala

Tanıdık ve yabancı

Sokaklarda

Mavim cebimdeki

Ekmek kırıntısı

Yolum hiç olmadığı kadar uzun

Her an bir hikayeyi tutmuş elinden

Her isim bir resim

Ölüm bildiğini okuyor

Hayat hala şiirsel…

 

dedetorun

 

 

 

 

Paris, Park Monceau, Temmuz 2016