Kışa meydan okuyanlar

Ne büyük sözleri

Ne kasıntı egoları

Öğütemedi zihnim bildim bileli

Telaffuz edemedi dilim isimlerini

Saygı varsa

Yoluna durmadım hevesle ilerleyenin

Benimkine dikilenleri de seçmedi gözlerim

Ne şans hiçbirini görmedim

“Var” saymadım dolayısıyla

Gün geldi

Kırılganlık üstüne

Hatırlatmalar çaldı kapımı

Hatta içeri daldılar patır kütür

Var-yok sınırı narin

Feci ince; öğrettiler

Dikkat, kılpayı, az kalsın

Ünlemleri

Bunda da bir hayır vardır

Diyoruz ya derin nefesle

Var-yok sınırı pek narin, ince

İlk yarımın sonunda

Günü sahiplendirdi bana hayat

Öyle ya da böyle

Dürte, döve, seve

Bir de sarıldın ya boynuma o gün

Bakışlarınla

Bilsen o da ne iyi geldi…

&

Asıl ne diyeceğim epeydir sana

Benim limon ağacı

Hani evde, saksıda bıraktığın

İçeri aldım onu soğuk basınca

Çiçek açıyor bu aralar

Şubat 6, 7 ve 8 lerde

Geçen karşısına geçip

Kutladım gönülden

Her gün yeniden var ettiği o hayali

Böyle gelmişi

Böyle göndermemeye kararlı gayretini

Kendini yaşama inadını

Selamladım

Her mevsimde

Buram buram

Çılgın sarı

Bir acayip yeşil, ışıltılı

Hayranlıkla

İşin özü o dedirtti bana

Limon ağacı

İşin özü o nihayetinde…

Şaşırmadın çünkü bilirsin

Kışa meydan okuyanları

Hep başka sevdim

Brüksel-Paris, Şubat 2026

Leave a comment