Bir(tek)sen

 birsen

Bu kaçıncı taksi beni İstanbul Atatürk Havalimanı’na götüren? Hava da bana nispet yaparmışçasına güzel. Gökyüzü masmavi.  Camı indiriyorum biraz, martı sesleri çalınıyor kulağıma.  Deniz göz kırpıyor. Ayrılığın hüznü sardı saracak. 

Şoförümü inceliyorum.  Kırk yaşlarında, esmer ve zayıf bir adam direksiyondaki. Mahzun biraz. Boğuk sesinde keder ve sigara dumanı kokusu var.

 “Yolculuk nereye? Kaç sene oldu yaban ellere yerleşeli?  İyi etmişsin, kurtarmışsın kendini, dönme bence geriye” girizgahını takiben huzursuz bir suskunlukta bekleşiyoruz bir süre.

Neden sonra tereddüt yüklü derin bir nefes alıp “Kusura bakmazsan bir maruzatım var” diyor.  “Birsen isminde birini tanıyor musun Belçika’da?”

“Hangi şehirde?” diye soruyorum, “Soyadı ne?”

 Liège’de oturuyormuş. Soyadını bilmiyor, evlenince değişmiş haliyle.

Öyle bir içli söylüyor ki o son cümleyi, sözcüklerine yüklediği ağırlıktan biliyorum, eminim.  Bu kadın hayatının aşkı. Birsen onun gündüz düşlerinde ve gece rüyalarında. Hep.  Hala.  Belçika’ya göçmesini de hazmedememiş, başkasıyla evlenmesini de. Yeni soyadını duymuşsa da anında unutmuş, hem zaten ona ne? O kendi yaşadığını biliyor, gerisi hikaye.

“Ben Brüksel’de yaşıyorum” diyorum, “…Liège’de de tanıdığım kimse yok”.

Çöküyor omuzları. Konu değiştirmeye çabalıyor acemi bir manevrayla: Ne okudum? Nerede çalışıyorum? Ailem Türkiye’de mi kaldı?

Biraz anlatıyorum, çok detayına girmeden. Eğitimimden bahsettiğimiz noktada “…annem ve babam erken vefat ettiler ama ağabeyim sağolsun bana sahip çıktı, okutuyordu” diye giriyor araya.

“Çok da iyi bir öğrenciydim, hem zekiydim, hem sıkı çalışırdım. Üniversite sınavına şevkle hazırlanıyordum. Hayalim sizin gibi mühendislik okumaktı. Ağabeyime de emeklerini boşa çıkarmayacağımı kanıtlamak istiyordum.”

“O yıllarda nasıl da mutluydum. Gençtim, hayat henüz yazılıp çizilmemişti, karalanmamıştı.  Kırmızı halı gibi serilmiş duruyordu önümde, basmaya kıyamazdım.”

“Sonra, Birsen vardı, aşıktık birbirimize.  Hayallerimiz vardı, hayallerimiz ortaktı. O sevdanın coşkusuyla dört elle sarılıyordum yaptığım her işe. Engel tanımıyordum.”

Konunun dönüp dolaşıp Birsen’e bağlanması ilgimi çekiyor. Sesinin o ismi telaffuz ederkenki titreyişi teslim alıyor beni. Sahil yolundaki trafik de, Brüksel uçağım da siliniyor aklımdan. Aşk muazzam bir duygu, bahsi bile zangır zangır titretiyor insanı.

Şoförüm kendi dünyasında, eskilerde, derinlerde bir yerde. Taşmış bir nehri çağrıştırıyor anlatımı.  Susmak da geri adım atmak da onun elinde değil artık.

“Üniversite sınavından bir gün önce terk etti beni Birsen. Durduk yere ve birdenbire.  Gece aldım kutu biraları, gittim Boğaz kıyısına. O saate kadar ağzıma alkol koymamıştım üstelik. Ben ağladım, İstanbul seyretti. O içlendikçe ben içtim. Bağrım yandı be Abla. Niye terk edildim bilemedim.”

“Ertesi gün sınavda göçtüm tabii. Uykusuzdum, akşamdan kalmaydım, yüreğimin hıçkırıklarından düşüncelerimin sesini duyamadım. Abime, yengeme çok mahcup oldum.  Benim için o kadar fedakarlık yaptılar, ben onlara karşı olan insanlık görevimi yerine getiremedim. Küçüldüm gözlerinde, bildiğin gibi değil, çok nefret ettim kendimden.”

“Birsen’e ne oldu?” diyorum arka koltuktan en kısık sesimle.

“Başka birine kaymış gönlü o ara, ben aşkımdan görememişim meğer. Yaşça da bizden büyüktü adam, maddi durumu da fena değilmiş. Kıydı nikahı iki ay içinde, taktı koluna sevdiğimi, ver elini Belçika…”

“Peki sonra siz ne yaptınız? Ertesi sene üniversite sınavına girmediniz mi?”

“Yok girmedim, hatamı tamir etmek adına hemen bir baltaya sap olup aile bütçesine katkıda bulunma telaşına düştüm. Okuyamadım belki ama kafe işletmeciliğinden lokantacılığa, ticaretten inşaata her işe bulaştım. İyi de para kazandım. Taksici deyip geçme, bu araba benim, şoförlüğü de biraz zevkine yapıyorum.”

“Evlendiniz mi peki?” diye soruyorum çekinerek. Bana düşmez biliyorum bu yarayı deşmek ama meraklı bir romantik saklı derinlerimde…

“Mümkün mü?” diye yükseliyor sesi. “Birsen varken başka kadını görür mü benim gözüm? İçim bunca zaman onunla doluyken bir yabancıya nasıl açarım kapılarımı?”

“Ama o başkasını seçti gitti” diyesim var.  Dile dökemiyorum ama o okuyor düşüncelerimi…

“Biliyorum Abla, düpedüz budala yerine koyulmak belki aşk dedikleri. Gel gör ki, bu hissiyatın gerçek güzelliğini onu yıllarca koynunda saklayan, emek emek büyüten bilir ancak” diyor.

Susuyoruz karşılıklı ama o biliyor bu benim saygı duruşum ona, sevdasına.

Neden sonra canlanıyor. “Biliyor musun, geçende aradı beni” diyor aniden. Soluğumu tutuyorum…

“Kocasıyla arası iyi değilmiş. Yıllardır mutsuzmuş. Bana yaptıkları için de çok pişmanmış. Gel dersen herşeyi yüzüstü bırakır gelirim, seni terk ettiğim noktada ters gitmeye başladı zaten hayatım dedi bana.”

“Siz ne cevap verdiniz?” diye soruyorum bir yarışma programı resmiyetiyle. Oysa bu kadar mahrem bir konuyu konuştuğum kişiye sen diyesim var ivedilikle.

“Olmaz Abla, geçti artık. Yakışmaz bize geri adım atmak bunca yıl sonra. Mutlu olsun isterim ama.  Bir ihtiyacı varsa, yardımcı olmak isterim elimden gelirse. İyi insandır aslında Birsen, bakma bu yaptıklarına, çok şaheser kızdır…”

*           *           *           *

Havaalanına gelmişiz. Borcumu öderken bir yandan da kendi dünyama dönmeye çabalıyorum. Ama siluetler volta atıyor zihnimin avlusunda. Boğaza karşı biraları deviren saf ve iyi niyetli bir çocuk var aralarında. Nasıl zamanla dönüştü bu karşımdaki melankolik orta yaşlı adama? Liège’de mutsuz bir kadın var aklımda. Gerçekten pişman oldu mu acaba? Yoksa içten pazarlıklı sahtekarın teki miydi baştan beri? Aklımda aşk var.  Dünyaya ve zamana kafa tutan.

Tam inerken arabadan “Abla sağol” diyor, “…uzun zamandır kimseye bahis açmamıştım Birsen’den, iyi geldi seninle konuşmak…”

“Güzel de dinliyorsun öyle biliyor musun, usul usul.  Yüreğine sağlık.”

Senin de güzel kardeşim, senin de yüreğine sağlık.

 

Brüksel,Ocak 2013

3 thoughts on “Bir(tek)sen

  1. Boşuna “Aşkın Gözü Kördür” dememişler garibim bizzat yaşamış ve dile getiriyor..Harika bir yazı kutlarım..

  2. Her insanin bir hikayesi var bu yasamda; acilari, ozlemleri,asklari. Bunlari dinlemek ve kelimelere boyle guzel dokebilmek ne kadar ozel bir yetenek. Ellerine ve yuregine saglik Deniz..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s