VURGUNUM

yüreğim tutuştu
sevgiler alev alev
yine o bildiğin hikaye
alnımda soğuk terler

*           *           *           *

bazen dayanamamak vardır
bırakırsın dizginleri
tetiğinden fırlar kurşunlar
bazen özlem vardır, büyür
zaptedilmez olur, ele avuca sığmaz
hele yüreğe hiç
yırtar vücut çeperlerini
dışarı akar
bazen bir dokunuş olur
geldiği derinliğin sıcağında
bazen bakıştır
sonu olmayan bir hikaye anlatır

bazen dayanamamak vardır
kendini ele vermek olur birden
aykırılık olur, gözükaralık
ayakta durmak olur dimdik
başında pamuk bir bulut
içinde yaman bir tutku
belki sevdadır gelen
belki daha çok kendini hissetmektir
yeniden varolduğunu görmektir
bunca mutluluk

bazen istemek vardır
dişlerini sıkarsın, yaş gelir gözlerinden
sıfırlamak istersin bütün mesafeleri
yırtılır yüreğin ten ayrılırsa tenden
hüzünlenmek vardır bazen
kaybetmek korkusu işler içine
bir ateş basar aniden
fonda kızıl kıskançlık

ve sana geldim
gözlerimde ışık
hani görünmezdi mutluluk?

*           *           *           *

nasıl başlayabiliyor bir anda
bir ses, bir nefesle?
bir telefon ziliyle irkiliyorum
ahizeyi kaldırışım beklentisiz
yaşam tersine dönüyor
alt tarafı
ettiğin tek bir kelime

yine ne dediğimi bilmiyorum
hangi ödünç tonla konuştum?
kim kurdu cümlelerimi?
nasıl oldu da titremedi sesim?
kim filtre etti aklımdan taşan düşünce selini?

içinde bir yerlerde
çok derinlerde
kendini bile şaşırtan bir eminlikte
bilsen
bilebilsen keşke
hatta şu anda biliyor olsan
ve bildiğin için aramış olsan
diye dualar ediyorum

ellerim soğuk
midemde kelebekler
yüzüm gelen günlere dönük
bekliyorum
yüreğim sökülürcesine atıyor

*           *           *           *

ürkekliğimden sıyrılabildiğim anlarda
ya da tutkum
onca ağırlığına rağmen su yüzüne çıktığında
bir çığlık gibi bakıyorum gözlerine
yankılanacak mı diye kasılıyor yüreğim
yoksa emilip yok mu olacak
sezdirmezliğinin yansımasında sözlerine?

bazen
dilin sürçsün, açık ver
unut lafını cümlenin ortasında
diye
pusuda beklerken buluyorum kendimi

düpedüz açığını kolluyorum…

duyarsız ya da sevgisiz değil diyorum
hazırlıksız yakalandı sadece
istiyorum ki
içimi oku, yüreğimi gör
ürkmeden sevgimin gerçeğinden

karmakarışığım, taştım taşacağım
içim köpürdükçe karman çorman
ve kabardıkça daha aç, daha atak
belki acemi
evet, başıbozuk
inatçı
çakırkeyif
hepsi benim
hazırım
ve bende bekliyorum seni

*           *           *           *

arasıra da olsa
yaşamından,
kendinden bahsettiğinde
seni,
insanlarını,
zevklerini,
tadlarını
ne kadar az bildiğimin
farkına varıyorum

ve korkuyorum
anlamadığım için
bunca bilinmeyeni
ben nasıl bu kadar sevebiliyorum…

*           *           *           *

bildik bir şeyler var yaşadıklarımda
sabah ışıldayarak uyanmam tanıdık
süzülürcesine dolanmam yeryüzünde gün boyu
içimi yansıtabilmem dünyaya harfi harfine
gökkuşağından uzun ömürlü
daha renkli
ateşten bir ışığı taşıyor gibiyim yüreğimde, gözlerimde
üstelik
ışık beni taşıyormuşçasına hafif hissederek kendimi

zamanı sarıp sarmalıyorum kollarımla
geçmiş de benim, gelecek de
ama en çok şimdi
şu an
imgemde sen

kıpırtılarım, gözyaşlarım
hafif uykularım
gecenin bir yarısı uyanıp sabahı özleyişim
hep tanıdık
susamışlığı tenimin
tökezleyişim alışık olmadığım heybetli heyecanlarda
ateşlere boğulan yüzüm, ellerim
“bilmediğiniz bir şey biliyorum” gülümseyişim
günde yirmidört saat

soğuk terlerim
sıcak terlerim
yüreğim kasıklarımda atıyor
kramplarda iki büklümüm
bir sözün tonlamasında çöküp
bir bakışla yeniden diriliyorum
tüm gün o duygu senin bu duygu benim geziyorum
ben bu yorgunluğu seviyorum

*           *           *           *

sabah akşam bu konu üstünde düşünüyorum
onunla yatıp onunla kalkıyorum
tabiri caizse…
senaryolar üretip
birbirleriyle yarıştırıyorum
bazen “hepsini ben uydurdum ve bunun için de zavallıyım” diyorum
oradan çıkıp
“kendine bile yalan söylüyorsun, cezan olsun”’a geliyorum
haddim değil biliyorum
ama bazen de
senin de ara ara kafanı meşgul ediyor mu
diye düşünüyorum
varlığından haberin var mı, herşeyden öte
iki kelime etmeye çalışacak mısın
mecazi anlamda, hatta şaka karışık olsa da
tetikteyim…
ağzına bakıyorum yüreğim ağzımda
nasıl çatlayasıya istiyorum bilemezsin
oysa cidden yakınından geçsen kazara, tamamen iptalim

*           *           *           *

sorular
şüpheler
kendime isyanlar
sana kızgınlıklar
bazen tek tek
bazen değişik düzenlerde baskına gelip
bu konunun canına okuyorlar
benim de tabii
elleri değmişken
öyle karışıyor ki doğrularım yanlışlarıma
ve gerçeklerim altüst
hani kendime rastlasam yolda
tanımayacağım

çok nadirense
nasıl oluyor bilmiyorum
ama
bakıyorum
adim gibi eminim
bu konu bizim günlük gerçeğimiz

*           *           *           *

fiillerimi kaçırdım
edilgenliğime dayanamadılar
sorularım pek bir karışık
isimleri hatırlamıyorum artık
öznem gizlenmiş
“sen”den başka “nesne”yle kalmamış işim
bütün zamanlar şimdiki zaman

takıları döktük birer birer
varsa yoksa kökler
bizi sarsan saç diplerimizden

ünlem işaretleri topluca geldiler
oturma eylemi yapıyorlar benliğimin
en işlek kavşağında

sıfatlar desen oluk oluk
belirtili belirtisiz tamlamalar
kurduruyorlar bana
ayıkken ve gece yarılarında

dilek kipiyle konuşur oldum
ikinci tekil şahsa tutkunum
tırnak işaretleri içinde kışkırtıyoruz birbirimizi
tehlike anında üç noktalardayız karşılıklı

*           *           *           *

çakıldım kaldım yerimde
gözledim
güldüm, konuştum etrafımdaki insanlarla
numara yapmadım üstelik
cidden eğlendim
kahkahalar bile attım
biraz kendiliğinden
biraz içkiden
bu sefer ben gitmeyeceğim yanına dedim
bu sefer ilk adımı atmayacağım
çatlasam da özlemden
paralansa da yüreğim
senin eylemsizliğine bahaneler bulsa da aklım
bu kez geçit vermiyor gururum
haklı

canım acıyor üstelik
hep ben sana doğru seğirttiğimde
ve sen beni her defasında ölçülü bir hoşnutlukla karşıladığında
ve ilgin sevginden mi insanlığından mı bilemediğimde
gözlerime baktığında
ben utandığımda
sen sürdürdüğünde konuşmayı
ve güldüğünde espriler yaparak
iltifatlar yağdırdığında
ağzından dökülenler
kendiliğinden mi
şakadan, eğlenceden mi
çıkmış oldu bir kere ağzımızdan diye mi
bilemediğimde
canım acıyor…
susuzluğumu gidermek için sana geldiğimde ve
dudaklarım kabuk bağlamış kupkuru geri döndüğümde…

yüzüne bakmayacağım bile dedi yüreğim
uzaktan bile bakmayacağım
yan gözle bile
sadece yakın çevreme kitleneceğim
konuşulanları dinleyeceğim
kendi hikayelerimi ekleyerek
bu mekandaki varlığını unutacağım
uzaklığını unutacağım
beni görüyor mu, hissettiklerimden haberdar mı, kokumu alıyor mu
sorularını bırakacağım, hiç değilse bugünlük
yoksa canım acıyor
anlatılır gibi değil…

kaldıramayacağımdan korkmuyorum
çektim zamanında, yine çekerim
ama artık gözlerimde hüzün istemiyorum

hissettiğini tanıyıp kabullenmek farklı şey
kendine saygıyı yitirmek farklı
coşkusunu seviyorum duygularımın
kullanım kılavuzunu yazamasam da
ama yürüyüp geçmeye kalkma üstümden
inan ne yeri ne zamanı

*           *           *           *

aptalca bir şey bu
fena halde verimsiz bir döngü
saatlerimi vermek
enerjimi
farklı işler yaparken arka planda düşüncelerimi
hem uykumu rüyalarımda hem uykusuzluğumu
başkalarından çaldıklarımı
onlar konuşurken dinlemek yerine seni düşünerek

aptalca bir şey bu
vargücümle hayal kurmak
bile bile ladese gelmek
günbegün eriyen beynimi
karşıma alıp sohbet etmek

gözlerimin ışıltısı nasıl sana endekslenir?
yürek kopa yana yaşanır mi sürekli?

*           *           *           *

acıttığım
kovduğum
kaçırdığımsın
kıvılcımlarımı görme diye…

bir eziliyor bir serinliyor yürek
özleminde kaçamak bir maceranın
gündelik yaşamımdan çalmak istiyorum
bilinçli kişiliğimi dolandırmak
rüşvet yedirmek mantığıma
gözyumsun diye uçarı hallerime bir zaman

kendi kendimle konuşuyorum yüksek sesle
kavradım sandıklarım kayıp düşüyor ellerimden
es geçiyorum insanları
cisimlerle takışıyorum
en son kahve fincanıma sinirlendim
ve tokatladım elimin tersiyle

kara mizahla tanıştım
cümlelerim sivri
keskin ünlem işaretlerim
ilk kez birinin gözlerine bakmadan konuşuyorum
ses tonum, taktiklerim amatör
provalar da kar etmiyor, suflörler de
perde açıldığında hafızam tamtakır
zorlukla heceliyorum artık ezberimde olmayan bir metni

yıllardır teklememiş demir iradem
ıslandı, çekti, ufaldı yağmurunda
sol göğsümün altında
beceriksiz bir kalp misali atıyor
hem yerini yadırgıyor, hem acizliğini

konuşma ne olur benimle
merhaba demeni üstüme gelmek sayıyorum
her sözün başında beklentiden
bitiminde yetinememekten ölüyorum

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s