Veda

image

Biliyorsun bir zamandır; buralar haram sana artık. Gitme zamanı, seni çağırıyor yine uzaklar. On sekiz yaşını anımsıyorsun, walkman vardı o yıllarda. Takardın kulağına, yürürdün Ege sahillerinde çıplak ayak. Yeni Türkü kulağına fısıldardı: “Burası gibi değil gideceğim memleket…” Sen de eşlik ederdin; neye gittiğini bildiğinden değil, kalamayacağını anladığından.

Yaşamın bir roman değil, daha çok bir öyküler dizisi olarak tanımlanabilir. Her öykünün sonunda bir soluklanırsın önce, aynadaki aksine bakarsın alıcı gözüyle, bu macera benden ne aldı ne kattı diye. Sonra arkana bakarsın, bu çorbada benim de tuzum oldu mu diye, çorbayı içenlerin hem karınları hem yürekleri ısınıyor mu diye. En çok da çorbayı hala içen var mı diye…

Sen bu molalarda “Bugün tanışsaydım kendimle, sever miydim bu insanı, bağrıma basar mıydım?” diye düşünürsün. “Beş yaşındaki halim gelse karşıdan dönüp bakar mı bana?” sorusunu sorarsın samimiyetle. Hala ortak noktalarınız olduğunu umarsın.

Gideceğini bilmekle kalkıp gitmek arasındaki zaman zordur. Bildiğin araf işte. Ne buradasın ne orada. Çetin bir savaşa girersin kendinle: Son ana kadar buradaki sorumluluklarımı yerine getireyim, gevşemeyeyim, yayılmayayım. Kendim olayım, tutarlı davranıştan şaşmayayım.

Ne var ki aklın uçar gider ara ara, ya bu öykünün geçmişini didikler, ya yazılmamış olan üzerine spekülasyona soyunur. Ya arkada kalırsın, ya önden gidersin, şimdiki an senden kaçar. Oysa sen anı yaşamayı çok seversin.

Çevrenin de bakışı değişir sana, araf hali onların tavırlarına da yansır. Kimi seni “zaten gitti” kabul eder, kimi “senden sonra” ya odaklanır. Bazısı direnir, illa kal diye yalvarır. Boştur çabası, o da bilir, sen de. Israr uzadığında can acıtır ama sevildiğini bilmek insana çok yakışır.

Zaman yine de geçer. Sen onun hakkını veremediğini hissederken, kendini daha az duygusallığa, daha çok kabullenişe teşvik ederken geçer. Zaman seni hiç takmaz aslında, sen niyeyse onun umrunda olduğunu sanırsın. Hep de aldanırsın.

Gitme vakti yaklaşırken toparlanırsın, neler çıkar o uzun zamandır açılmamış çekmecelerden ve uğranmamış dolap diplerinden. Hikayeni sanki ağır çekimde yeniden yaşarsın. Onu yeniden yazarsın. Başkişi sandıkların figürana dönüşür bazen, arka plandaki bir gelişme artık hayati önem kazanmıştır. Öykünün birbaşka türlü tadına varırsın.

Atılacaklara ve tutulacaklara karar verme zamanıdır şimdi. Niye sakladığına anlam veremediklerini hemen atarsın. Bazıları eline yapışır dokunduğunda, silkelersin inatla. Çırpınırlar ama çöpe düşüşleri fısıltı gibidir. Kimse duymaz.

Kalanlar zaten kalacaklarını bilirler, sana da sormazlar. Yargılayamazsın onları. Mükemmel değillerdir elbet, kırık döküktür çoğu, ya da buruş buruş ama senden olmuşlardır zamanla. Üstelik kimi zaman haksız yere. Savaşmazsın artık onlarla, savaşmazsın kimliğinle.

Üstünde düşündüklerin vardır sonra; bir yanın “aman, at gitsin” der, öteki yanın ne me lazımcıdır. Onların kaderi o gün yatağın hangi tarafından kalktığına bağlıdır. Bazıları fırlatıldığıyla kalır, diğerleri bir umut hayata yapışır.

“Sıyırttık” derler sessizce ve kendi aralarında, bir kolinin derinliklerine gömülürken. Belki açarsın o kutuyu bir gün, belki karanlıkta uyumaya devam ederler.

Arafı sevmezsin ama o beceriklidir, zamanla bir perde gibi gözlerinin önüne inmeyi bilir. Alışıverirsin bu ara mevsime. Keten gömleklerinin üstüne yün hırkalar çekersin, yazlık pabuçlarının içine çorap giyersin. Yuvanda değilsin, huzurda değilsin ama ayaktasın işte.

Sonra bir gün bakarsın tüm dolaplar boşalmış, tüm paketler toplanmış, bu mekanda senden hiçbir iz kalmamış. Bilirsin, bilgeler ne der: “arkana bakma”, ama sen kendine yenilir, döner bakarsın. Gariptir için öyle kötü acımaz, gitmek anı kendini hissettirir.

Tam o sırada insanlar keser yolunu, çiçekler, kelimeler, şampanyalar ve geçmişten fotoğraflar getirmişlerdir yanlarında. Samimi sürprizler kır çiçeklerini anımsatır sana, sen en çok onlardaki yalınlığı seversin.

Biri tek bir cümle söyler en beklenmedik anda, dünyan aydınlanır. Kollarına koşarsın, sarılırsınız. Bu öykünün en başındaki sarılışınızı hatırlarsın aniden. Ne mutlu ki bazı güzellikler çoğalarak saklanır. Yeniden şimdiyle barışma zamanıdır.

“Bu olgunluk çok yakıştı sana” der eski bir dost. Gözlerinde akmayı bekleyen yaşlarıyla. Hüzün değil gurur görürsün o bakışlarda. İlaçtır. Çok iyi gelir sana.

Sözler, jestler, dokunuşlar hem sesli hem sessiz anlatır duyguları. Öyküne bir daha dönersin o insanlarla. Bir daha ve bir solukta baştan sona, onlarla okursun yaşananı.

Yüreğin hafifler, gülümsersin. Tam o sırada ve ansızın yeni öykünün başkahramanlarından biri çıkagelir. “Araf bu kadar uzun sürdüğü için üzgünüm” der, “ama bekle gör, bu gelen heyecanlı bir macera olacağa benzer, içime doğdu bak” der.

Gider sonra, yokolur sahneden. Sen merakınla kalırsın. İçin kıpır kıpır.

Başlangıçlardaki acemiliği seversin, beklentinin çırpıntısı hayata bağlar seni. Çocukluğunda okulun ilk gününde giydiğin yeni rugan ayakkabılar gelir gözünün önüne. Her adım anlam taşır, sen istediğinde.

Ayrılmak zamanıdır artık. Tam kapıya gelmişken biri tutar kolundan, “henüz değil” der bakışları. Yalnız geçme ister belki bu eşikten, belki bir iki metre daha seninle yürümek çeker canı. Seni uğurlayayım derken o da taşar biraz dışarı bu hikayeden.

Zaman temposunu düşürür azıcık, ince yağan yağmurda ıslanır. Öyküler başlar, öyküler biter. Bazı kahramanlara veda edemezsin…

Brüksel – İstanbul TK 1938 seferi, Mayıs 2013

2 thoughts on “Veda

  1. Anlamını çözemediğim ince cümleler…ama hayat devam ediyor tıpkı öykülerin gibi…Bazen bir hayal gelip geçer buğulu gözlerinden, bir yerlerde bir şeyleri özlersin..ama asla vazgeçmez veda etmezsin..belki sarılamazsın ama, onlar her zaman seninledir..Deniz ciğim..o güzel mavi gözlerin her zaman gülümsesin…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s