Nefes

Bugün San Sebastian’da mantoyla dolaşan tek insan benim
Hava sıcaklığı yirmiye vurdu
Gelin görün ki
Gölgeler üşütüyor
Soğuk algınlığı iki haftadır yapıştı yakama
Nereye gitsem benimle geliyor

Sahilde sereserpe yatanlara özeniyorum
Gömlekle gezenlere, sandaletlilere
Ama ben düpedüz üşüyorum
Boynumda fularım
Elimde mendiller
Öksür aksır geziyorum

La Concha sahil yolundayım
Sağ aşağım plaj, ben yukarıdaki yaya yolundayım
Plaj yaz provasında, gençler mayoları çekmiş
Denize girenler var, açılıp yüzenler var
Tişörtle, elbiseyle
Hatta iç çamaşırıyla güneşlenenler var

Mantom ağır geliyor
Mantom hem hastalığı
Hem yaşımı anımsattığı için
Ağır geliyor
Mayoyu çekip yüzesim var
Arada kötü kötü öksürüyorum

Plajdaki çekirdek aileye takılıyor gözüm
Anne ve baba önden yürüyorlar
Arkalarından gelen kız çocuğu beş altı yaşlarında
Beyaz tişörtü var ve kot pantolonu
Kumun üstünde kayar gibi ilerliyor
Küçük çıplak ayakları

Derken bir parende atıyor
Sonra bir tane daha
Bir tane daha deniyor
O yamuk biraz
Bozulmuyor, toparladığıyla yeniden deniyor
Bazen başarılı
Bazen yana devriliyor
O hep deniyor

Anne ve babası kendi aralarında
Konuşarak ilerliyorlar
Arada baba yan gözle geriye bakıyor
Kızı bazen başaşağı, bazen ayaküstü duruyor
Baba endişeli değil
Şaşırmıyor da
Sanki kız hep
Parende atarak yürüyor

Mayolu gencin omuzları kıpkırmızı
Güneş delmiş geçmiş
Bilmiyorum umrunda mı
Acımadığına inanamıyor insan
Ya da önlem alınmadığına
Bu devirde, bu bilinçle

Top peşindekiler ve aşk peşindekiler
Değişmiyor hiç belki de
Biz unutuyoruz
Araya mesafe girince

Yok yok sahil yolunda
Kukla tiyatrosu
Mısır cipsi
Külahta dondurma
Kenarda işeyen çocuk
Dertli annesi yanında
Elinde yaş tuvalet kağıdıyla

Fotoğraf çekenler
Öpüşenler kuytuda
Ya da orta yerde
Manzaraya karşı
Kuşlara ekmek ufağı atanlar
Elele susanlar
Gözlerini okuyamadıklarım
Gözlerini kaçıranlar

Tek çocuk, çift çocuk ya da çok çocuklular
Pusetlerinde pışpışla uykuya dalmış çocuklar
Arabalarına bebeklerini oturtmuş
Babalarının kucağında yaygara koparanlar
Çocuklarının peşinde sürüklenen ebeveynler
Çoğunluk bitkin, biraz dağınık ama olmadık anda aydınlanan çehreliler

Tekerlekli sandalyede yaşlılar
Ki aralarında
Bağımsız, hatta eşli gezinenler var
Ya da bir yakın, bir bakıcı tarafından itilenler
Pusetlerindeki çocuklar misali bırakabilseler keşke onlar da kendilerini
Soluklanabilseler keşke bir an öylece
Güneşte

Bisikletle, patenle, kaykayla gelip geçenler var sonra
Yaya yoluna paralel o ayrı şeritte
Denizde katamaranlar, motorlar, yelkenler
Sörf tahtası üstünde ayakta durup
Gondoldaymış gibi kürek çekenler

Mayolusu, tişörtlüsü, ceketlisi
Siyah ince çorabın üstüne şort çekmişi
Chanel tayyörlü teyzeler, yakalarında broşları
Mini elbiseli hamile kadınlar
Deri montlu terlikli adamlar

Köpekler sonra
Tek başına, üstelik gayet de bilinçli gezen
Boynunda tasması çekildiği yöne gitmeye mecbur edilen
Minyatür ya da ürkütücü
Asil veya kalender

Karşıdan gelen köpekli genç çift mesela
Moda dergisinden fırlamış gibiler
Podyum deniz kıyısına uzamış sanki
Onlar da devam edivermişler

Kıyafetler tanım kaldırmaz
Güneş gözlükleri en son model
Kızın sağ eli çocuğun sol avcunda
İkisinin de diğer ellerinde birer köpek
Kızınki küçük, siyah ve haşin
Çocuğunki cüsseli, kabarık tüylü ve otoriter
İnsanın her iki köpeğe de birer güneş gözlüğü takası geliyor

Banktaki genç kadın dünya güzeli
Değil belki
Ama kendine baktırıyor
Plajdan şimdi gelmiş belli
Çok az dişide gördüğüm bir zarafetle
Ayağındaki kumları silkeliyor
Parmak arası terliklerini koydu kenara
Topuklu sandaletlerine bürünüyor

Yokuş yukarı bir depardan sonra
Miramar Palas’ın bahçesindeyim
Yemyeşil bir tepeden koya bakıyorum
Çoğunluk öğrencilerden oluşan bir grubun içinde
Ben de dayanamadım, çimlere uzandım
Saçımı
Gıcır mantomu
Açık renk çantamı
Düşünmeden serildim, yattım

image

 

Kollarım iki yana açık
Kendimi bıraktım
Gözlerimi kapadım
Uyku gelmek üzere, hissediyorum

Aklım son ne zaman
Bu şekilde teslim olduğumu soruyor
Yeşilliğe
Ferzan Özpetek’in kitabındaydı sanırım o kadın
Hani “en son ne zaman bir şeyi ilk kez yaptın?”
Diye soran
Belki
“En son ne zaman
Uzun zamandır yapmadığın bir şeyi
Yeniden yaptın?”
Da demeliydi aslında
Sahi, en son ne zaman?

Miramar Palas için
“Çim, müzik ve manzara” demişlerdi
Çünkü bu güzel mekan
Aynı zamanda müzik derslerine sahne oluyor

Başı ve sonu tuttu bu denklemin
Ancak müzik kulağa sadece bir mırıltı gibi geliyor
Çim alandaki genç İspanyollar var güçleriyle
Ve genelde hep bir ağızdan konuşuyorlar
Seslendirilen parçalar
Arada zayıf tınılar halinde
Çalınıyorlar kulağa, o kadar

Şikayet edecek değilim
Gözlerimi kapattım
Hava bahar, gençlik ve deniz kokuyor
Joseph Pilates “hiç bir şey yapamıyorsanız nefes alın” demiş
Onu deniyorum

Gabriel Garcia Marquez düşüyor o an aklıma
Artık nefes almayan
Hala aklım almıyor
Nasıl ayrılır, nasıl gider bu evrenden
Üstelik
Yüzyıllık Yalnızlık henüz bitmeden

Ne kadar geçti bilmem
Zaman yavaşlamış
O bana bulaşmadı
Ben de hesap sormadım

Martılar uçuyor şimdi başımın üstünde
Gözetir, kollar gibi
Açıyorlar kanatlarını
Martılar iz bırakmıyor giderken

İki uçak geçiyor çok uzaklardan
Peşlerinde kuyruk izleri
Su kayağı yapanlar geliyor aklıma
Yeşil mavi denizde köpük şöleni

Hapşırıverdim tam o sıra
“Çok yaşa!” dedi Marquez kulağıma
Bir martı göz kırptı
Koydan yana dalışa geçerken
Kıvrak manevrasına hayranlıkla baktım
Dedim “Hep beraber!”

San Sebastian, Nisan 2014

 

6 thoughts on “Nefes

Leave a Reply to Gulcihan Agaoglu Cancel reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s