Terlik atmaca

On bir yaşımda tanıştığım beldeyi
Kırk beşimle buluşturdum o gün
Ne yalan söyleyeyim;
Yadırgadık biraz birbirimizi
Ben bakışlarımı kaçırdım ürkek
O beni alıcı gözüyle süzerken
Geçen zamanın yükü
Çöküverdi omuzlarıma
Yüzler ve siluetler
Başıma üşüştüler…

Tanıdıklık peşinde koşuyordu ruhum
Bir aşağı, bir yukarı yürüdüm
Sanki koca bir orduyu
Peşim sıra sürüdüm
Sahili taradı gözlerim suskun
Dillendi içimdeki çocuk:
Nolur dedi sadece, nolur!

Ağaçların boyu evleri aşmış
Çiçek, yeşil, meyve
Dolmuş bu topraklar
Taht kurmuş üstlerine bereket
Sabır var buralarda, deneyim var
Emeğin umuda sarılışı
Göz nuru, gözyaşı ve aşk

denetko

Oysa ben bu siteyi yabancı otlar
Ve inşaat atıklarıyla görmüştüm ilk
Bahçelerinde hala yılanlar gezerdi
Böyle bakımlı çim, çiçek
Bezememişti henüz ortalığı
Çıplak ayaklarımıza
Arsız dikenler batardı
Biz gençtik
Dikenlere gülecek kadar gençtik…

İlk Hale ile tanıştım
Dedesi babamın arkadaşıymış
O seneye Tevfik Fikret’e başlayacak
Ben Kolej’de karar kılmışım
Duyunca üzülüyor Hale
Ben de şimdiden pişmanım
Fransızca seçecektim aslında
Gönlümü dinleseydim
Annemi dinledim onun yerine
Acaba hata mı yaptım?

Müj daldı sonra dünyama
Hani bilirsiniz
Bazı insanlar vardır hayatta
İllaki seveceksiniz onları
Öylesine güzeller
Öylesine doğal
Yaşam onların içine sızar
Ve gözlerinden gerisin geri
Parlar yüreğinize
Kuşatır, sarar

Müj’ün kırmızı saboları
Benim lacivert Ceyolarım vardı
Sitenin boş evlerinin
Alt balkonlarına dalardık muzip
Bahçeye karşı otururduk bir zevk
Bahçe dediğim de el değmemiş
Vahşi
Ben deyim yabani bitkiler
Siz deyin çaputlar, çiviler

Ayaklarımız sallanırken balkon duvarından
Konuşurduk
Ondan bundan
Terlik atmaca diye bir oyun uydurmuştuk
Müj saboyu atardı
Ben Ceyo’yu
Aynı anda
Bir – iki – üç
Hep bir ağızdan!
Durun ama unuttum
Hale de vardı tabii
Sahi, nasıldı onun terliği?

Üç sağ tek önce havalanır
Sonra konardı bahçeye
En uzağa giden
Tabii galip gelen
Atmakla bitmiyor ama bu iş
Gidip alacaksın akabinde tekini
Otların arasında sekerken
Böcek de, diken de
Bekliyor haliyle seni
Gamsız yüreğin kadar hafif adımlarla
Dönüyorsun kaptığınla terliği
Diziliyorsunuz yan yana
Sonra…
Yeniden…
Bir – iki – üç!
Kanatlanıyor tahta topuklu terlikler
Hantal kuşlar misali
Küt küt çakılıyorlar toprağa
Gülüyorsunuz kahkahalarla…

Tüm bu süreç esnasında
Hem dertsiz
Hem umursamazsın
Dünya hızlıca dönüyor
Sen anın göbek taşındasın
O çocuk geliyor bir tek
Ara ara aklına
Şu dün sahilde gördüğün ukala
Akşam ne giysem diye düşüyorsun…

Laf lafı açtı
Nerelere gittim ben
Şu boş evleri diyordum asıl
Şimdi dolmuşlar hepsi
Bakımlı bahçe basmış her yeri
Sarmaşık gülleri muhtar seçilmişler
Sardunyalar azmış
Sanırsın her gün bahar
Her gün cümbüş
Çimler özenle kesilmiş
Kibar fıskiyeler saklanmış aralarına
Fısıltıyla suluyorlar yeşili

Müj, anneni andım
Sizin evin önünden geçerken
Yeni sahiplerini tanımıyorum
Güle güle otursunlar
Ama inan duydum tıkırtısını
O kırmızı saboların
Ayşegül’ün gülümsemesi
Belirdi sanki kapıda
Yemeğe gelin diyordu sevecen
Semizotunu, hiç unutmam
İlk sizde tatmıştım

Biliyor musun Müj
İyi ki görüştük yakınlarda
Hem seninle, hem ablanla
Yoksa üstüme yıkılacaktı oracıkta
D Bir Blok, Daire Bir
Kalacaktım maazallah
Onca anının altında

O gece
Geç saatte
Bir boy yürüdüm sitede
C Bölgesi’nin sahilinde
Yıldızlara baktım değişmişler mi diye

Duşların oraya bir saat asmışlar şimdi:
Saat: 23:58
Sıcaklık: 23 derece
Hayalperestliğim tuttu
Ya da isyan etti yüreğim
Gece yarısından önce
Şu iki dakika içinde
Kayacak bir yıldız dedim
Umdum ve bekledim

Boylu boyunca serildim sonra kuma
Arşınladım gökyüzünü bakışlarımla
O kadar da kısa değil
Tam yüz yirmi saniye
Üstelik şanslıyım bu gece
Yıldız bolluğu var gökyüzünde

Bekledim Halecim
Müj, Ayşegül
Hepimiz için bekledim
Gözümü kırpmadan
Yüz yirmi saniye
İnançla diledim

Saçlarıma sarıldı sahil
Burun deliklerimde
Biraz deniz kokusu
Biraz izmarit
Olağanüstünün gelip
Beni bulmasını bekledim

Zaman ilerledi ilerlemesine
Fakat tek kıpırtı olmadı gökyüzünde
Bırakın yıldız kaymasını
Uçak dahi geçmedi kızlar
Saat 00:00
Süre bitti
Yüreğim buruştu buruşacak
İmdada yetişti diğer gösterge:
Sıcaklık: 24 derece

Mucizemizi kucakladım.

Burhaniye-Brüksel, Ağustos-Eylül 2014

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s