Eylül sonuydu hatırla
Yazın gidesi vardı
Bizim dur diyesimiz
Sevdiğine veda
Söker alır insandan
Biliriz çünkü yaşadık
Her ayrılık keser
Her ayrılık
Başka tonda bir sızı
*
Orman havasında soluklanırken beraber
Ne çok insanı andık seninle o gün
Bölenleri, çarpanları
Büyütenleri
İsteyerek ya da kazara…
Oyuncularını andık yaşamın
Kahvenin köpüğüne
Dokundu dudağım
Falına bakasım vardı
*
Ne derin bağlardan söz açtın
Kalan, kopan, yaşatan
Dillendi anılar
Belirdi bir çırpıda
Kapılar, duvarlar, eşikler
Oyuncuları yaşamın
Koştular art arda sahneye
Geçenler, aşanlar
Takılıp düşenler orta yere
İsteyerek ya da kazara…
*
Yoruldu mu diye sordum sana
Herkese yetme çaban
Tükendi mi hepten?
Acabalarını söktün mü geçmişten?
Kuşkuların dindi mi?
Söyle dostum asıl
Soluk almayı hatırlıyor musun?
Kendin için nefes bahsettiğim
Her gün ve çok kere
Var olmak yıl geçirmek değil
Yaşam sen seçtiğin kadar senin
*
Yarı yol tereddütlerim basıyor dedin
Benim olmayan hayalleri yükleniyorum
Dayatan dahi yokken
Emanet hırsların hortlak uğultuları
Yersiz inadı ezber yarı doğruların
Geziniyor kanımda hala
Kendime acımak geçti de, şükür
Aksime söyleyeceklerim birikti
Duymaya hazır mı bilemiyorum…
*
Kararları zor yapan
Birikmiş kalp kesiklerimiz belki
Daha erken dalmaz mıyız sence uykuya
Güce kal diye yalvarmasak her gece?
Kaybın hesabını tutmasak bu kadar ince ince
Gurur meselesi yapıp
Suçlamasak, hırpalamasak özlemi
Açsak, tanımlasak tam tersine
Korkuyu başköşeye oturtmasak artık
Bu kadar kudretli kılmasak elini
Oldurmaya baksak onun yerine
Neyin anlamı varsa onu
Eksiği gediği unutturacak olana sarılsak
Esas, odak, öncelik takıp koluna
Sarılsak ve hiç bırakmasak…

İstanbul-Atina-Brüksel, Kasım 2024