Bildiklerimiz, dilediklerimiz ve diğerleri 

Kapalı kutulardan korktum ben hep

Kilitli kutulardan

Paslı kilitlerden

Işıksız, dar koridorlar ürküttü 

O koridora dizilmiş kapılar

Birbirinin aynı kapılar

Tek renkte

Anlam veremedim hiç

Dikilmelerine öylesine

Sorgusuz sessizliklerine 

Bir varoluş boyu 

Aynılık arayan seçimleri

Ürpertti içimi 

Dizilmişlikten duydukları haz 

Akıl almaz, yabancı, uzak

&

Ciğerleri havasızlığa alışmış mıydı?

Güneş özlenmez mi oysa

Diyor insan

Vicdan özlenmez mi?

Nasıl unutur kişi

Kendi artısını eksisini?

Onur ağır gelebilir mi insan omzuna?

Bu kara boşluk 

Şamar misali iner mi gerçekten

Bilincin suratına? 

Ses çıkmaz mı hiç o çarpışmada

Kimse duymaz mı?

&

Varlar da yoklar sanki 

Hem hayalet 

Hem zorbalar 

Silkinmeyi biliyorlar 

En görünür halden 

Puf deyip toz olmayı 

Hep ötekine dönük işaret parmakları 

Tek özür yok hafızalarında 

Dillerinde 

Sahicisini geçtim 

Sahtesi de yok, izi de

Özür yok gelecek düşlerinde

Sorumluluk firarda 

&

Ne kadar zor şiir düşünmek bugünlerde

İşlevsiz mi hayaller

Bulanıklaşan 

Kesintili imgeler 

Oysa göğü göresi var her yüreğin

Her gün

Kırıkken

Parça parçayken ve

Kor alevde 

Gecesini de gündüzünü de

Göresimiz var göğün

Bildiklerimiz, dilediklerimiz ve diğerleri 

Hepsi orada bir yerde

Ateşini unutmadan yangınlarımızın

Kül etmeden umudu, cesareti

Göğü göresi var yüreğimin 

Müjdelerine inanası göğün

Mutlaka bir gün 

Belki şimdi 

Belki az ileride…

Brüksel, 25 Ocak 2025