
Varın çok olduğu bir sabah
Suyun sesine uyandım
Göz işitti çağrıyı
Yürek gördü
Alabildiğine cömert bu deniz ışıltısı
Kıpırtısız
Sanırsınız
Hiç dalga tanımamış
Güneş
Yudum yudum
Karşı tepeye tırmanmakta
&
Biz bizeyiz dedi su
Grisi henüz dönmemişken maviye
Biz bizeyiz bak dedi
Sen, ben ve soluk
Gel dilersen, bekletme
Bakmak yorar bazen cesareti
Kavuş
Katıl
Bizden say kendini
…
Atladım
&
Varın çok olduğu bir sabah
Koyun sağ yakası mahmur
Gecenin yorgun fısıltıları son bir hışım
Didinirken kuytuda
Diri diri bir özlemle tanışıyorlar
Geldiği gibi geçti
An
Ay
Yıllar
Sol yanım güneşle ovulmuş
Parlamış yüzü
Okşayışla canlanıp önce
En şahane halini tanıyor
Israrla kavrulmayı tadacak peşinden
Önce bir gün
Ardından bir gün daha
Ay
Yıllar
&
Varın çok olduğu bir sabah
İki eski dostun sohbetine
Şahit oldum suda
Biri ağırından ilerliyordu, şapkalı
Öteki hemen yanında
Saçsız sipersiz
Sorguda
Sesleri kolkola yankılandı kulaklarımda
Yaşamları sarmaşdolaş
Kaç yaz tescilli kim bilir bu rutin
Bu “aramızda” deneyim
Bana
Denizlerindeymişim
Gibi baktılar
&
Varın çok olduğu bir sabah
Kaybı pek tanımamış bir kadın
İsyanlarda
Dilini fena yormuş komşunun malı
Ne şakacı karabatağı seçiyor gözü
Ne kediye zehirli balık tattıran veledi
Kurşun misali yağdırmakta yergiyi
Kulaklarımı alıp kaçasım var
Belki
Üç yıl kadar önce
Aha tam da burada
Az kalsın öldüğüm günü
Anlatmalıyım oysa ona
Tam da şimdi ağzı köpür köpür
Sızlanmalardayken bu muazzam sabahta
Şükret demeliyim
Az dur da şükret be kadın
Lakin çekmiyor canım
Artık kıymetini bildiğim canım
Çekmiyor
Benim denizimdeymiş gibi bakıyorum ona
&
Varın çok olduğu o sabah
Aynı suyun kenarında
Yalvaç Hocam Filiz Hanım’a takılıyor sevecen
Gülüyorlar ışık ışık
İçim ısınıyor
Saygın yol arkadaşlığı ne yakışıyor onlara
Özen, bilgelik, sevda
Islanmak da öyle
Islanmak ne yakışıyor insana
Suda eriyen
Kuru kibir
Kuru gürültü
Kuru iftira
Alabildiğine cömert bu deniz ışıltısı…
Selimiye, Ağustos 2024
Not: Muhteşem fotoğrafı çeken gözü ve paylaşımı için Birol Korukluoğlu’na teşekkürler…









